11 Eylül: Bir fotoğrafın içinde kalan dünya
11 Eylül 2001’den yalnızca birkaç hafta önce Dünya Ticaret Merkezi’nin tepesindeydim. O gün çekilmiş bir fotoğrafım var. Arkamda New York, önümde gökyüzüne yaslanmış bir şehir ve yüzümde geleceğin ne getireceğini bilmeyen insanların rahatlığı.Fotoğrafa bugün baktığımda beni en çok etkileyen kulelerin yüksekliği değil, hayatın ne kadar normal göründüğü oluyor. İnsanlar işe gidiyor, telefonlar çalıyor, asansörler inip çıkıyor, kahveler içiliyor, toplantılar yapılıyor. Binlerce kişi sıradan bir günün içinde yaşıyor.
Sonra 11 Eylül geliyor ve o sıradanlığın aslında ne kadar kıymetli olduğunu bütün dünya anlıyor.Yıllar sonra yeniden aynı yere gittim. Bu kez yukarı bakılacak kuleler yoktu. Yerlerinde isimler, su, taş ve ağır bir sessizlik vardı. Ground Zero’da insanın dikkatini önce mimari çekiyor sanılıyor ama asıl etkileyen şey isimler. Çünkü rakamlar zihne, isimler kalbe dokunuyor.
Bir saldırıda kaç kişinin öldüğünü söylemek kolaydır. Sayı verirsiniz ve cümle biter. Fakat bir isme baktığınızda o sayı çözülür; karşınıza bir baba, bir anne, bir eş, bir çocuk çıkar. O sabah evden çıkarken kime ne söylediğini, akşam için ne planladığını,........
