menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Çocuk Refahı: Korumaktan Var Etmeye

12 0
06.09.2026

2004 yılında mesleğe başladığım yıllarda bir okulda, öğretmenler odasında bir cümle duymuştum. Bir öğretmen, sınıfındaki bir çocuktan söz ederken şöyle dedi: "Onun bir eksiği yok ki hocam, evi güzel, ailesi ilgili, karnı tok, sırtı pek…" Cümle iyi niyetliydi. Ama o çocuk özel gereksini, yalnızdı. Sizi bilmem ama ben o günden sonra "eksiği yok" cümlesini her duyduğumda bir an duruyorum. Çünkü biz uzun yıllar çocuğun iyi olup olmadığını, eksiğinin olup olmamasıyla ölçmüştük.

Çocuk refahını en basit ve en genel yerinden anlatacak olursak şöyle diyebiliriz: Çocuğun aç kalmaması, dövülmemesi, ihmal edilmemesi. Yani başına kötü bir şey gelmesini engellemek. Bu tanımda devletin ve okulun tek bir işi vardır onu korumak. Peki bu tanımda çocuk nerede duruyor? Korunması gereken bir varlık olarak… Kendi başına bir birey olarak değil. Onun adına yetişkinler karar veriyor, onun adına ailesi konuşuyor, onun adına okul planlıyor. Bugünün bakışıyla okuduğumuzda son derece kısıtlayıcı bir tanım bu.

Yıl 1989: Soru Değişiyor

Yıllar içinde bu anlayış yeterli bulunmadı. 1989'da Birleşmiş Milletler Çocuk Hakları Sözleşmesi imzalandığında bakış açısı kökten değişti. Sözleşmenin öne çıkardığı şey şuydu: Çocuğun yalnızca birileri tarafından korunma hakkı yoktur.

Peki başka neyi vardır?

Görüşünü söyleme hakkı vardır. Kendi sınırlarını koyma hakkı vardır. Kendisini ilgilendiren kararları bilme ve konuşma hakkı vardır. Devraldığı acıyı........

© Kıbrıs Postası