Kimsenin sahip çıkmadığı duygu: Kıskançlık
Bazı duygular vardır; onları rahatlıkla dile getiririz.
“Üzgünüm” deriz. “Kırıldım” deriz. “Korkuyorum” deriz. “Haksızlığa uğradım” deriz.
Hatta çoğu zaman bu duygularımız için anlayış, şefkat ve destek görürüz.
Ama bir duygu vardır ki insanlığın en eski, en yaygın ve belki de en doğal duygularından biri olmasına rağmen hep kapının dışında bırakılır:
Sanki onu hisseden insan biraz daha eksik, biraz daha küçük, biraz daha kusurlu kabul edilir.
Kimse kolay kolay: “Onun sahip olduklarını kıskandım.” “Onun başarısı içimde bir sızı yarattı.” “Onun gördüğü sevgiyi, ilgiyi ben de istedim.” demez.
Çünkü kıskançlık, duyguların biraz öksüz çocuğudur.
Herkes onu yaşar ama kimse ona sahip çıkmak istemez.
Oysa kıskançlık; farklı hayatların, farklı imkânların, farklı hikâyelerin içinde insan olmanın doğal bir parçasıdır.
Bir kardeş, diğer kardeşin annesinden gördüğü ilgiyi kıskanabilir. Bir arkadaş, arkadaşının başarısına içten içe özenebilir. Bir eş, sevdiği insanın ilgisini paylaşmak........
