ALANINDA YETKİN OLMAK YETMEZ, DUYGUSAL OLGUNLUK ŞART!
Bir insan alanında çok başarılı olabilir. İyi eğitimler almış, önemli unvanlara ulaşmış, zor problemleri çözebilen, yaptığı işle çevresinde hayranlık uyandıran biri olabilir.
Ama bütün bunlar, onun duygusal olarak olgun olduğu anlamına gelmez.
Çünkü bilgi başka, insanlık hallerini yönetebilmek başka bir yetkinliktir. Bir insanın gerçek olgunluğu, her şey yolunda giderken değil; eleştirildiğinde, engellendiğinde, istediği olmadığında ya da gücü sarsıldığında ortaya çıkar.
Duygusal olgunluk, duygusuzluk değildir
Duygusal olgunluk; öfkelenmemek, üzülmemek veya hırstan bütünüyle arınmak değildir. Duyguyu fark etmek, adlandırmak ve o duygunun davranışları yönetmesine izin vermeden uygun bir karşılık verebilmektir. Psikolojide buna “duygu düzenleme” denir.
Öfkesini bağırarak boşaltan, hırsı uğruna başkalarını ezen, eleştiriyi kişisel saldırı sayan veya hatasını kabul etmek yerine sürekli suçlu arayan biri, mesleğinde ne kadar başarılı olursa olsun duygusal açıdan gelişimini tamamlamamış olabilir.
Daniel Goleman’ın duygusal zekâ yaklaşımı; öz farkındalık, öz yönetim, sosyal farkındalık ve ilişki yönetimi üzerinde durur. Yani mesele yalnızca insanın ne hissettiğini bilmesi değildir. Hissettiği şeyle ne yaptığı, bunun çevresindeki insanlarda nasıl bir etki bıraktığını görebilmesi ve ilişkilerinin sorumluluğunu taşıyabilmesi de önemlidir.
Burada........
