Doğayla savaşarak, hayata tutunmayı ve başarmayı öğrendim
İş dünyasında bazı isimler vardır…Yaptıkları binalar kadar, bıraktıkları izlerle de konuşulurlar.
Emrullah Turanlı o isimlerden biridir.
Mesele sadece bina yapmak değildir. Mesele, o binanın hangi zemine oturduğudur.
Beton mu? Yoksa güven mi?
Bir ülkede yatırımcı konuşuluyorsa, aslında o ülkenin sistemi konuşuluyordur.
Çünkü yatırımcı tek başına bir hikâye değildir. Yatırımcı, sistemin aynasıdır.
Emrulah Turanlı’nın adı ağırlıkla tartışmalarla birlikte anıldı. Ortaya çıkan Ercan gibi büyük ölçekli bir proje neredeyse gölgede bırakılmak istendi. Bir anlamda Ercan’la ilgili her türlü eleştiri Emrullah Turanlı’nın sırtına yüklenilirken, sıra siyasi ranta geldiğinde Turanlı, hep fotoğraf karesinin dışında tutuldu.
Açılışta bile iki kelime söz hakkı verilmedi. Kurdelenin arkasında bir makas uzatmalık yer çok görüldü.
Bu noktada iki seçenek vardır: Ya yüzeyde kalırsınız… Ya da derine inersiniz.
Ben ikinci yolu seçerim.
Bir yatırımcıyı anlamak için önce şunu sormak gerekir:
Bu ülkede yatırımcı olmak kolay mı?
Kuzey Kıbrıs’tan Türkiye’ye, Türkiye’den dünyaya uzanan çizgide yatırımcının önündeki engeller saymakla bitmez:
Bürokrasi… Hukuki belirsizlik…Siyasi dalgalanmalar…
Böyle bir ortamda yatırım yapan herkes sadece iş insanı değildir…
Aynı zamanda risk alandır.
Ancak… Bu noktada kritik şu soru akla gelir:
Risk almak, her şeyi meşru kılar mı? Kılmaz. Yatırımcı Kıbrıslı ağzıya gurvada kısılmamalı.
Yatırımcıya değer verelim. Ama kuralları ceplere doğru eğip bükerek değil.
Çünkü kural yoksa, güven yoktur. Güven yoksa yatırım da sürdürülebilir değildir.
Emrullah Turanlı ile oturup sohbet ettim. Sohbet tarzına bayıldım.
Duyguları yoğun bir insan, tepkileri hızlıdır, coşkusu yüksektir.
Karadeniz insanıdır bir anda sinirlenir, ama aynı hızla gönlünü de açar.
Doğruya doğru bizim buralarda Emrullah Turanlı ile çok uğraşıldı.
Yatırımcıyı şeytanlaştırmak kolaydır.
Ama asıl sorgulanması........
