Bellapais’te bir yaz akşamı ve gururun sesi
Akdeniz çanağında farklı medeniyetlerin izlerinin en yoğun biçimde ayakta kaldığı adalardan biri hiç kuşkusuz Kıbrıs’tır.
Kıbrıs, sadece doğal güzellikleriyle değil, binlerce yıllık tarihinin bıraktığı izlerle de eşsizdir. Hititlerden Romalılara, Bizans’tan Lusignanlara, Venediklilerden Osmanlılara kadar pek çok medeniyet burada yaşadı, eserler bıraktı.
Atalarımız bu topraklara 1571 sonrasında geldi.
Dört yüz elli yılı aşkın süredir bu adada kök saldık, yaşadık, ürettik, sevindik, üzüldük. Anadolu bizim ata vatanımız, Kıbrıs ise artık ana vatanımızdır.
Bu nedenle bu topraklarda bulunan eserler sadece geçmiş medeniyetlerin mirası değil, aynı zamanda bize emanettir.
Bellapais Manastırı da bu emanetlerin en değerlilerinden biridir. Tarihi 13’üncü yüzyıla kadar uzanan Bellapais Manastırı, Lusignan döneminde Augustinian rahipleri tarafından inşa edildi. Yüzyıllar boyunca savaşlara, istilalara, depremlere rağmen ayakta kalmayı başardı. Bugün ise sadece tarihi bir yapı değil, sanatın ve kültürün de önemli merkezlerinden biridir.
Beşparmak Dağları’nın kuzey eteklerinde adeta değerli bir mücevher gibi duran Bellapais Manastırı’nın büyüleyici bir atmosferi vardır.
Özellikle akşam saatlerinde…
Taş duvarların arasında dolaşan hafif rüzgâr, dağlardan........
