New York zirvesi, diplomatik realizm ve Crans-Montana sendromu
Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Tufan Erhürman, geçtiğimiz Çarşamba günü New York’ta, Birleşmiş Milletler Genel Merkezi’nde BM Genel Sekreteri Antonio Guterres ile görüştü.
Diplomatik hafızayı tazelemek gerekirse; bu tür görüşmeler KKTC siyasi tarihinde bir istisna değildir. Geçmişte 3. Cumhurbaşkanı Dr. Derviş Eroğlu ve 5. Cumhurbaşkanı Ersin Tatar da dahil olmak üzere, göreve gelen Cumhurbaşkanları BM Genel Sekreterleri ile benzer süreçlerde bir araya gelmişlerdir. Dolayısıyla görüşme beklenmedik ya da sürpriz değil.
Rum tarafı en başından bu yana müzakerelerin federasyon zemininde kaldığı yerden başlamasını talep ediyor.
Ancak Türkiye ise Kıbrıs politikasında federasyon modeline artık sıcak bakmıyor ve iki devletli çözüm tezini savunuyor.
Hatırlanacağı üzere 28 Ocak 2026 tarihinde KKTC Cumhurbaşkanı Tufan Erhürman, Rum Yönetimi Lideri Nikos Hristodulidis ve BM Genel Sekreteri’nin Kişisel Temsilcisi Maria Angela Holguin Cuellar bir görüşme gerçekleştirdiler.
Cumhurbaşkanı Erhürman o gün toplantı çıkışında; “Verimli değil ama yararlı bir toplantıydı” ifadesini kullanmıştı.
BM Temsilcisi Cuellar’ın ise “5 1 şimdilik olmayacak” itirafı ve sürecin “yavaş” işlediğini belirtmesi, Cenevre hayalleri kuranlara soğuk bir duş etkisi yapmıştır.
İşte New York görüşmesi bu yaklaşımlar çerçevesinde gerçekleşmiştir…
New York’tan yansıyan “verimlilik” sinyali
Cumhurbaşkanı Tufan Erhürman ile BM Genel Sekreteri Antonio Guterres görüşmesi sonrasında Cumhurbaşkanı Erhürman’ın; “Sadece yararlı değil, verimli bir toplantıydı. Genel Sekreter’de bir yorgunluk görmedim, aksine konulara hâkimdi ve kararlıydı” şeklindeki beyanatı dikkatleri çekti.
Ancak diplomaside iyimserlik, gerçekçilikle dengelenmediği sürece yanıltıcıdır. Kıbrıs konusunda önümüzdeki süreçte, adadaki mevcut gerçekleri göz ardı edecek kapsamda Türk tarafını “eski........
