Mavi vatan doktrini, hakkaniyet mücadelesi ve Kıbrıs’ın enerji denklemi -3
Türkiye’nin denizlerdeki varoluş mücadelesinin kavramsal ve fiili çerçevesini çizen “Mavi Vatan” doktrini, salt siyasi bir hamaset veya altı boş bir slogan değil; uluslararası hukukun amir hükümlerine dayanan, sınırları net olarak çizilmiş kurumsal bir jeopolitik gerçekliktir. Mavi Vatan; tam egemenlik alanı olan karasularının, uluslararası hukuktan doğan ve egemen haklara sahip olunan Kıta Sahanlığı ile Münhasır Ekonomik Bölge (MEB) alanlarının ayrılmaz bir toplamından oluşmaktadır. Türkiye’nin karasuları, 29 Mayıs 1982 tarihli ve 2674 sayılı Karasuları Kanunu uyarınca doğrudan doğruya Türkiye ülkesine dâhildir. Mevcut devlet uygulamamız kapsamında karasularımızın genişliği; Adalar (Ege) Denizi’nde 6 deniz mili, Karadeniz ve Doğu Akdeniz’de ise 12 deniz mili olarak kararlılıkla uygulanmaktadır. Karasuları üzerinde Türkiye Cumhuriyeti; yasama, yürütme ve yargı yetkisini tam ve münhasır biçimde kullanır. Bu alanda devletin tam ve tartışmasız bir egemenliği söz konusudur ve bu mutlak egemenlik, karasularının üzerindeki ulusal hava sahasını da eksiksiz biçimde kapsar. Ekonomik alanın ötesinde: Arama ve kurtarma sorumluluk sahası
Türkiye, Mavi Vatan’ı yalnızca hidrokarbon veya balıkçılık kaynaklarının sömürüldüğü ekonomik bir alan olarak değil; aynı zamanda........
