menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

19 Mayıs’ın diplomatik dehası ve gençliğin mirası

22 0
19.05.2026

Türk milletinin temeli binlerce yıllık köklü bir tarih, dil, din, kültür, medeniyet ve bunun yanında kadim bir devlet anlayışına dayanmaktadır. Bu bağlamda Türk devlet geleneği, binlerce yıllık bilgi birikimi ve tecrübeye dayalı köklü bir geleneğe sahiptir. Bizi biz yapan değerlerimiz; Türk milletinin binlerce yıllık ortak tarih, dil, din, kültür, medeniyet ve temelleri sapasağlam köklü bir devlet anlayışı üzerine inşa edilerek günümüze kadar ulaşmıştır. Bu devamlılık, tesadüfi bir tarihsel akışın değil; kurumları, diplomatik refleksleri ve stratejik aklı nesilden nesile aktaran sarsılmaz bir şuurun eseridir.

Asya bozkırlarından Anadolu’ya taşınan bu yönetim vizyonu, Selçuklu’nun nizamıyla kökleşmiş, Osmanlı İmparatorluğu’nun üç kıtaya yayılan cihanşümul bürokrasisi ve diplomasi kültürüyle zirveye ulaşmıştır. Tarihsel yanılgıların aksine, Türkiye Cumhuriyeti gökten zembille inmiş bir yapı değildir. Cumhuriyeti kuran irade, Osmanlı Devleti’nin Harbiye sıralarında yetişmiş, onun diplomatik koridorlarında yetişmiş, cephelerinde strateji üretmiş seçkin mülki ve askeri kurmay kadrosudur. Gazi Mustafa Kemal Atatürk başta olmak üzere, yeni devletin mimarları aynı zamanda Osmanlı’nın en zorlu dönemlerinde devleti ayakta tutmaya çalışan tecrübeli kurmayları ve mensuplarıdır. Dolayısıyla 1923, bir kopuşu değil; Selçuklu ve Osmanlı’dan devralınan kadim devlet mirasının modern uluslararası hukuk normlarıyla yeniden harmanlanarak bir küllerinden doğuş hamlesini ifade eder.

Ancak bu küllerinden doğuş, tarihin gördüğü en acımasız, en organize kuşatmalardan birine karşı verilmiştir. Yirminci yüzyılın başında, Osmanlı Devleti’ni tamamen parçalayıp asırlık topraklarını kendi aralarında bölüşmek isteyen emperyalist, sömürgeci devletler, Türk milletini tarihten silme noktasına getirmişti. Şark Meselesi adını verdikleri bu kirli planla, Anadolu topraklarını parselleyen, sömürgeci çarklarının dişlileri arasında kadim bir milleti ezmeye çalışan işgalci güçler, Türk milletinin esareti kabul etmeyeceğini hesap edememişlerdi.

İşte bu kadim geçmişin, entelektüel birikimin ve emperyalizme karşı boyun eğmeyen iradenin en parlak kırılma noktası, 19 Mayıs 1919’dur. Samsun’a çıkan irade, sadece askeri bir direnişin fitilini ateşlememiş; arkasındaki bin yıllık diplomatik ve stratejik aklı harekete geçirmiştir. 19 Mayıs, Osmanlı İmparatorluğu’nun asırlık hariciye tecrübesinin, “cihan muvazenesi” (dünya dengesi) kurma yeteneğinin Anadolu sathında yeniden formüle edilmesidir. Milli Mücadele, yalnızca cephede kazanılan askeri başarılarla değil; Amasya’dan Erzurum’a, Sivas’tan Ankara’ya uzanan süreçte uluslararası hukuka uygun, meşruiyet zeminini kaybetmeyen dahi bir diplomasi........

© Kıbrıs Gazetesi