Savaşın gölgesinde bayram
Ramazan Bayramı’na eskiler ‘Şeker Bayramı’ derlerdi. Çünkü çocuklar büyüklerin elini öperek aldıkları harçlıklarla yemiş alır, büyüklerin evlerini ziyaretlerinde kendilerine genelde şeker ikram edilirdi.
‘Nerde o eski bayramlar?’ diye sık sık yakınılırken o dönemin şartlarını da hatırlamak gerek. O günlerde fakirlik vardı, yokluk vardı. Şimdiki gibi bol çeşitlilik ve gelişmişlik yoktu. Ancak muhabbet vardı, dayanışma ve yardımlaşma vardı. O dar imkanlar içerisinde insanların bir birlerine karşı yaklaşımlarındaki samimiyet gözle görülebilirdi. Verilen sözler adeta senet gibiydi.
Şimdilerde her şey bollaştı, imkanlar çoğaldı. Ancak eskiden olduğu gibi birliktelik var mıdır diye sormak gerekmez mi?
Yaşadığımız coğrafyada savaşların gölgesinde bir bayram geçiriliyor. Ancak Amerika Birleşik Devletleri ve İsrail’in İran’a yönelik saldırılarından itibaren İran’da bayramdan eser kaldı mı? Bu arada Gazze’de evini barkını kaybetmiş, aile fertlerinden nicelerini bombalar altında yitiren insanların doğru dürüst bayram kutlaması olur mu diye sormadan edemiyoruz. O Gazzeli çocuk başka ülkelerdeki çocuklar gibi yeni giysiler ve ayakkabıya kavuşmak istemez mi? Onun özlemini çekmez mi? Ama ne yazık ki yaşam mücadelesi verirken barındığı çadırlarda bile can güvenliğinin olmadığını bilmektedir.
Ya Batı Şeria ve diğer bölgelerdeki insanların Ramazan Bayramı’nı doyasıya kutlamaları mümkün mü? Silahlı Yahudi çeteleri kapılara dayanır ve evin sahibini zorla kendi evinden atarken, o insanların ve ağlayan çocuklarının ruh halini düşünebiliyor musunuz?
Ramazan Bayramı Müslüman ülkelerde kutlanırken, Arakan’da, Doğu Türkistan’ın Sincan Uygur Özerk Bölgesi’ndeki soydaşlarımızın Ramazan Bayramı’nı nasıl hissettiğini de bilemiyoruz. Diğer ülkelerde bulunan Müslümanların da nice zorluklar içerisinde bayramı kutlamaya çalışırken, bir yandan da hayata tutunabilme mücadelesi içinde olduklarını biliyoruz. Tüm bu olumsuzlukların giderilmesi İslam alemine yeni ufuklar açacak, bayramlar daha içtenlikle kutlanacaktır.
Tüm bunlara rağmen Kıbrıs Türk halkının geçirdiği bunca acı deneyimlerden sonra, bölge coğrafyasındaki savaşlara karşın birlik ve beraberlik halinde Türkiye’nin güvencesi altında bayramını kutlaması anlamlıdır.
Bölgemizdeki olumsuzluklara karşın Türkiye ile bütünleşerek, saflarımızı sıklaştırarak hayatımızı idame ettirirken birlikteliğimizden ödün vermemek ve ileriye doğru sağlam adımlar atarak geleceğimizi daha da iyileştirmek zorundayız. Bu düşüncelerle mübarek Ramazan Bayramınızı kutlarız.
Bayram kısmet değilmiş!.. Nice değerlerimizi kaybettik
Ramazan Bayramı, eskilerin deyişiyle Şeker Bayramı bugünden itibaren kutlanmaya başlandı. Bayram arifesinde nice değerlerimizi kaybettik. Tuana Delibaş’ın (16) genç yaşta hayata veda etmesi Gazimağusa’da derin üzüntü yarattı. Lösemi hastalığı nedeniyle bir süreden beri Türkiye’de tedavi görüyordu. Acı haber ailesi ve sevenlerini yasa boğdu.
Mağusa’da son yolculuğuna uğurlanırken Kemal Saraçoğlu Vakfı yaptığı paylaşımda, “Kısacık ömrüne sığdırdığı cesaret, umudu ve güzellikleriyle onu hep hatırlayacağız. Artık çocuklar ölmesin istiyoruz” dedi.
Anne ve babası Fatma – Sebahattin Delibaş, kardeşi Rüzgar, dedeleri Lütfi Delibaş ile Mehmet Yavuz, anneanne ve babaannesi Cemal – Suna Delibaş (merhume), dayıları Alparslan ve Selçuk Yavuz, teyzesi Ayşe Yavuz, amcası Selahattin Delibaş, halaları Serpil Delibaş ile Saliha Toprak, yokluğuna asla alışamayacaklarını ifade ederek “Acımız sonsuzdur. Yattığı yer nur, mekanı cennet olsun” dediler.
Bu arada aslen Limasollu olup, uzun yıllardır İngiltere’de yaşayan Mehmet Salih Bayramoğlu önceki gün Karaoğlanoğlu’nda defnedildi. Tüm dost akraba ve sevenlerine üzüntüyle duyuruldu. Bayramoğlu, ünlü ayakkabı mağazası direktörü Erbay Bayramoğlu’nun abisi idi. Londra’da yaşamını sürdürürken milliyetçi, vatansever tavırlarıyla bilinmekteydi.
Sevgili eşi Kübra hanım, anne ve babası Emetullah – Bayram Bayramoğlu, kardeşleri Erbay, Şerife Aygın, çocukları Eralp, Emel, Serdar – Osman, Serbay ve Emete Bayramoğlu, torunları Joshan ve Meliz Osman, yeğenleri Emay ve Eran Aygın, Şerife ve Yusuf İhtiyar, İrfan – Ayşen Aygın, Bayram – Nurşan Bayramoğlu ve Şenkal Bayramoğlu, “Acımız sonsuzdur. Yokluğuna asla alışamayacağız. Nur içinde yatsın, mekanı cennet olsun” dediler.
