GYÖ’ler bile yerine getirilmezken ortak zeminden söz edilemez
Kıbrıs konusunda yine değişik rüzgârlar esiyor. Zaman zaman hafiften, bazen de fırtınaya dönüşüyor. Bizler bu tür havaları çok gördük. Gün geldi, rüzgâr ve kasırgalara tanık olduk. Bazen duruldular, bazen de denizdeki azgın dalgalar gibi yıkıp geçtiler. Dönemin Rum Cumhurbaşkanı Başpiskopos Makarios, Kıbrıs Cumhuriyeti’nin kuruluşunu öngören anlaşmaların daha mürekkebi kurumadan yaptığı konuşmada, “Endişeye gerek yok. Bu anlaşmalar ENOSİS’e giden yolda sıçrama tahtasıdır” demesin mi? Gidilecek köyün minarelerini kendi eliyle işaret etmişti. Ondan sonraki süreci anlatmaya gerek yok. Hele 21 Aralık 1963’te Kanlı Noel’le başlayan ve 20 Temmuz 1974’e kadar devam eden dönem Kıbrıs Türk halkı için öylesine karanlıktı ki, kelimelerle izah edilemez. Halbuki kısa ömürlü ortaklık günlerinde dönemin Cumhurbaşkanı Yardımcısı Dr. Fazıl Küçük, Cumhuriyetin yaşatılması için çok uğraş vermişti. İlgili bakanlıkların yetkilileri, ayrıca Kıbrıs Türk Çiftçiler Birliği Başkanı merhum Hüseyin Gültekin’in de katılımıyla, karma köyler dahil, Ada’daki Türk köylerini baştan başa ziyaret etmişti. Bu ziyaretlerde köy muhtarları, öğretmenler ve halkla birlikte olunmuş, sorunları dinlenerek notlar alınmıştı. Amaç, köylerin sorunlarını halletmek, onları rahatlatmaktı. Bu görev zaten devletin sorumluluğundaydı. Hatta karma köylerde Rumlar da şikayetlerini dile getirmişlerdi. Sonuçta hazırlanan raporlar dosyalara konulmuş, Makarios’un başkanlığındaki Bakanlar Kuruluna sunulmuş, ancak kafası Enosis ile meşgul olan Makarios ve bakanları aylar süren bir emeğin eseri olan bu raporlara iltifat etmemişlerdi. Aradan yıllar, köprülerin altından da çok sular geçti. Ne değişti? Rum yönetimi başkanı Nikos Hristodulidis Girne’den, Lapta ve Alsancak’tan bahsederken, Başpiskopos da olası bir çözümde Girne’nin Rum tarafına verilmesi gerektiğini dillendiriyor. Bununla karşı tarafın zihniyetinde herhangi........
