menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Mümtaz Conker ve halk bilimi / Otantiğin ressamı Burhan Atun

16 0
15.03.2026

   MÜMTAZ CONKER VE HALK BİLİMİ: Amerika’dan, merhum İzzet – Rıza Yalın abimizin oğlu Fevzi Yalın’dan adresime mesaj var… Kaç gündür değinmek istiyorum buna, sırası şimdi gelebildi… Diyor ki Fevzi Yalın, “Tahmin edebileceğin gibi yeni bir kitap üzerinde çalışmaya başladım. Adını ‘Geçmişten Sesler’ olarak koymayı düşünüyorum. Babamın 1964 ile 1974 yılları arasında yaptığı sesli söyleşilere yer vereceğim.” Böylece babasının o zengin arşivinden üçüncü yapıtı da çıkarmış olacak Fevzi Yalın… Ne kadar güzel… Kutlarım onu… Bakalım yeni neslin bilmediği daha ne bilgiler gelecek önümüze yakın tarihimizle ilgili olarak… Mesela…Yakın geçmişte, geçen yılın son haftalarında okurlarla buluşturulan İzzet – Rıza Yalın hatıratının “Geçtiğimiz Günler” adlı ikinci cildinde merhum Mümtaz Conker’in adına ve misyonuna da rastlamaktan mutlu oldum… Bu satırları biraz da bu yüzden yazmak gereğini duydum… Conker’i, dönemini ve o dönemde yaptıklarını özetle de olsa anlatabilme adına… Mustafa Kemal Atatürk’e yakın bir aileden gelen Mümtaz Conker sıradan bir eğitimci değil, uzman folklorcu idi… Halk bilimcisi idi… Enerjik, kabına sığmaz, yaratıcı, alanında engin bilgili, öğretici ve yakışıklı bir genç öğretmendi… Kıbrıs’a eğitim görevlisi olarak 1950’lerin sonunda gönderilmeye başlanan seçkin öğretmenler arasındaydı.. Öğrencileri ve Kıbrıslı Türk gençler tarafından rol model seçilmesi gecikmedi… Kıbrıs’a geldiğinde Conker’in ilk işi Türklerin bu adaya Anadolu’nun hangi yörelerinden geldiğini belirlemek, onlarla içli dışlı yakınlaşmak ve Anadolu’daki kök yörelerinin folk oyunlarını buraya taşımak olmuştu… Köy köy dolaşır ve Türklerin Anadolu kökenlerini saptarken, bazı köylerdeki Türklerin Türkçeyi bile konuşamadıklarını, Rumca konuştuklarını gördü… Türkçeyi bile konuşamayan insanların, Türk kültüründen de koptuklarını belirledi… Önce bunun düzeltilmesi gerektiğine dair raporlar yazdı, söylevler verdi… Okul çalışmalarında kız ve erkek öğrenciler arasından oluşturduğu ekiplerle Anadolu folk oyunlarını toplumsal yaşama disiplinli bir uğraşla soktu… Ne coşkulu bir dönemdi! Kökenimiz olan Anadolu folklor ekipleri okulların dışına da taştı… Nice folklor ekibi oluşturuldu toplumsal kurumlar tarafından.. Hüzünlü iki soruyla noktalamak isterim şimdi bu satırlarımı: Köklerimizin kültürü olan o Anadolu folklor ekiplerinden ve oyunlarından hangisi kaldı şimdi ayakta, dur durak bilmeyen şu asimilasyon yeni boyutlar kazanırken? Adamızda bulunduğu süre içinde halk biliminde enfes rüzgârlar estiren Mümtaz Conker Hoca’nın adını bilhassa bizim bu halk bilimciler içinde yad edeni hiç gördünüz mü? *    OTANTİĞİN RESSAMI BURHAN ATUN: 3’üncü KKTC Cumhurbaşkanımız Derviş Eroğlu’nun da doğum yeri olan Karpaz’ın Ergazi köyü, Atun ailesiyle de özdeşleşen ve otantikliğini hâlâ koruyan şirin bir beldemizdir… Kıbrıs’ın Osmanlı tarafından fethinden sonra, buraya genellikle Kayseri’den göç eden Türkler yerleşmişti… Sinesinden seçkin devlet adamları, rektörlüğe dek yükselen ve üniversiteler kuran bilim, kültür, eğitim ve düşünce insanları, akademisyenler, TMT efsaneleri, generaller, yüksek mimarlar, mühendisler, bürokratlar ve hekimler çıkaran Atun ailesinin çok etkin profiline baktığımızda, ünlü Kayseri yaratıcı zekâsının da bu köyümüze taşındığını duyumsarız… Atun Ailesi’nin bireylerinden Ortadoğu Teknik Üniversitesi mezunu mimar Burhan Atun emeklilik döneminin sanatsal verimliliğiyle dikkati çekiyor… O, Eski Cumhuriyet Meclisi Başkanlarından ve KKTC Başbakanlarından Hakkı Atun ile TMT’nin “Cenk Bey” efsanesi, Ali Atun Paşa’mızın çok iyi donanmış küçük kardeşleri… Arasında Atatürk Kültür Merkezi gibi ikonik mimari eserleri de bulunan Burhan Atun, kendine özgü ressam ruhuyla sivrilmektedir gözümüzde, emekliliğini tuval önünde değerlendirdiği bu son yıllarda… Burhan Atun sosyal medyada tevazu ile paylaştığı birbirinden şahane tabloları ile otantiğin ve nostaljinin tartışılmaz ressamı olduğunu öyle bir kanıtlamaktadır ki… Tüm çizimlerini dijitalde toplayarak Kıbrıs otantiğine dair zengin bir görsel koleksiyona kavuştum ben… Size de tavsiye ederim böylesi bir koleksiyon oluşturmayı… Burhan Atun’un duygulu ve usta fırçasından müthiş bir sanatsal külliyat oluşturmakta olan bu tablolar Kıbrıs’ın eskilerde kalmış köy hayatını, mimarisini, insan ve mekân manzaralarını, Kıbrıs’ın taşra kokusunu kalıcı bir görsel konuma taşımaktadır… Bu müthiş gerçekçi ve usta işi tabloların geçmişimiz ve geleceğimiz adına mutlaka duyarlılıkla korunması ve nesilden nesle taşınması gerektiğini vurgulamak adına yazıyorum bunları… Atun’un fotoğrafçılık sanatı da önemli… Ağabeyi Hakkı Atun’la birlikte ortak sergi de açtı… Ama ben, bugünkü yazımda onun ressamlığı üzerinde yoğunlaşmayı yeğledim… Yeğeni Prof. Dr.  Ata Atun’un bana onun hakkında dedikleridir: “Burhan yeğenimin ressamlık yeteneği daha çocukluğundan başlamıştı… Küçük yaşlarında bile çok güzel karakalem resimler çizerdi. Resimlerinin her biri bir birinden güzel… Gerçek kişi ve yapıları canlandırmaktadır. Burhan yeğenimin emeklerine sağlık. Nice daha güzel resimlere…” Yeni eserleriyle bizi sürekli buluşturması umuduyla, zarafetin ve beyefendiliğin de simgesi olan Burhan Atun sanatçımıza, sağlıklı, mutlu ve bol verimli bir yaşam dilerim…


© Kıbrıs Gazetesi