Mezarlıklardaki eşitsizlik yürek sızlatıcı
Üzücü bir mezarlık haberiyle daha gireceğim bugünkü yazıma… 2009’da vefat eden ve cenazesi devlet töreniyle kaldırılan Mehmet Tünay komutanın Beyköy’deki kabrinde bulunan bayraklı büyük portresi meçhul kişi ya da kişiler tarafınsan sert bir cisimle kazınarak hasara uğratıldı… Bunu yapanların insanlıkla ilgisi olamaz… Ve insanlıkla ilgisi olmayanların mezarlıklardaki ilk marifetleri değildir bu… Çiçek hırsızlığına ve kabir objelerine bile tenezzül eden ve onları çalan mezarlık magandalarını ve marifetlerini defalarca yazdık… Kıbrıs Türk halkının varoluş mücadelesine bir TMT’ci ve profesyonel bir subay olarak yıllar boyunca dağda, bayırda, kentlerde özveriyle katkı koyan, sivil ve emekli yaşamında ise UBP idare amiri olarak yine dürüstçe çalışan ve “Tünay Komutan” kimliğiyle efsaneleşen bir gazimizin kabrine ve aziz anısına yapılan bu saldırı, insanlıktan nasibini alamamış olanların eseri olsa da, mezarlıklarımızın bile güven ve saygıdan ne denli dışlandığının altını çizmektedir… Bir kez daha vurguluyorum: Ahlâk çöküntüsünün mezarlıklarımıza kadar uzandığı bu aşamada zabıta denetimleri ve güvenlik kameralarıyla mezarlıklarımızın mutlaka gözetim altına alınması gerekmektedir… Ölmüşlerimiz olsun huzur içinde yatabilsinler… *** “Mezarlıklarda Eşitsizlik” başlıklı yazım, bir dokunup bin “ah” getiren cinsten oldu… Bu bağlamdaki vatandaş tedirginliklerini yansıtan mektuplar çığ gibi yağdı… Köşemin izin verdiği ölçüde bu mektuplar arasından seçtiklerimin bazılarını paylaşıyorum:
Yusuf Değirmencioğlu: “Ahmet bey dostum, bir kabir yaptırmanın maliyetini ve aylık bakım ücretini yazarsam yanlış anlaşılacak. Kabir yapıcıları ve bakıcıları da fiyatlarını 1 Ocak’tan itibaren sabitlediler… Onlara göre güncellediler!… Mezarlıkta bile tekel durumu hakim. Duygu sömürüsü had safhada… Sevdiğini toprağa veren birinin son görevini yerine getirmesinin bariz şekilde istismarı… Bu konuyu gündeme getirdiğiniz için size teşekkürler. Hade ‘yazmayım’ dedim, ama yine de bir bilgi vereyim: Normal mermerden bir kabrin fiyatı 101, 500.- TL. Aylık bakım ücreti ise 1,000.- TL. Özel mermerlerden yapılan kabirlerin fiyatları ve konumları ise astronomik…Yaklaşabilene aşk olsun!..” *** Onur Borman Köprülü: “Mezarlıklarda artık belli ölçülerin ve standartların getirilmesi şart oldu. Çünkü mezar yapıları büyütüldükçe büyütülmekte ve bu iş adeta yarış haline getirilmektedir…. Mezarlık, şehir planlamasındaki gibi dağınık ve bozuk görüntülü bir hal aldı. Belediyenin, kabirlere belli azami bir büyüklük, yükseklik, genişlik ve boyut getirmesi şarttır… Bu uygulamaya konulacak adil kriterlere göre yapılacak inşaatın onaylaması için bir mevzuat getirilmelidir. O kadar abartarak yapılan kabirler var ki, nerede ise mezarlıkta salon yapılacak…” *** Ergün Vudalı: “Sayın Ahmet Tolgay Bey… Önemli bir konuya parmak bastınız. Dirilere eşit ve adaletli davranmayan zihniyet ölülere de mezarlarında aynı adaletsiz uygulamayı yapıyor maalesef. Mezarlığın en özel, en uygun ve ulaşımı kolay asfalt yol kenarları hep torpilli tanınmış kişilere verilirken, garibanların, torpili ve tanıdığı olmayanların mezarı ara yollara, toprak çamur içine ve hatta suların bastığı göle dönüşen dere yatağına gömülüyor. Bayramda bazı aile yakını mezarlarının yerini zor bulabildik… Çünkü aralar yeni mezarlarla dolduruldu… Ayrıca yapılan mezarlar arasında neredeyse 30 cm. gibi darlıklar var ve bunlar arasında yürüyüp geçmek için cambazlık yapmak gerekiyor…” *** Hasan Sayar: “Bir de kabri belli olmayanlar var. Mesela benim babam 1969 yılında Lefkoşa kabristanlığına defnedilmiş. Türkiye’de üniversite öğrencisiydim. Lefkoşa’da yaşayan abim de o zamanki çatışma ve sorunlar nedeniyle ziyaret edip bir şey yapamamış. Mezarlık idaresine mezar tespiti için yaptığım başvurular sonuç vermedi. Ellerinde kayıt yokmuş!.. Kim bilir kaç örnek var buna benzer. Annemin mezarı ise 1963’ten sonra güneyde bıraktığımız köyümüzde tahrip olmuş, izi bile kalmamış. Babamla annemin kabri ölünceye kadar kalbimizden başka bir yerde değil. Yaşamın cilvesi, ne yapayım!..” *** Aykut Sokullu: “Ahmet Abim, zaten bakarsanız mezarlığın dört bir tarafı açık… İstediğin yerden girip çıkabilirsiniz… Ana yol boyu mezarlık duvarı içler acısı… Rezalet bir şekilde paslı çürümüş demirler, yıkılmış duvarlar… Manzara insanın içini sızlatıyor.. Hemen içeri girer girmez yine bireysel zenginliği hemen görebilirsiniz… Villa gibi yapılmış çok pahalı mezarlar… Onların hemen yanında daha bir mermer taşı bile olmayan toprak mezarlar görürsünüz!!.. Aynı dışarıdaki gibi… Adamın villası var, ama yolu yok, çevresi berbat mı berbat .. Bunu dünyanın neresinde görürseniz, bilin ki o ülkede büyük filimler ve hırsızlıklar, yasa dışı olaylar dönüyordur…” *** Bahire Anıl: “Sayın Ahmet Tolgay Bey… Benim büyükannem, annem ve babam yıllar önce Hakka yürüdükleri için o zaman yaptırdığımız mezar taşları haliyle yıprandı ve eskidi. 2 yıl önce 3 mezarı da yenilemek istedim… Lefkoşa Belediyesi’ne mermerleri değiştirmek için ödediğim parayı buraya yazarsam ölülerimin kemikleri sızlar… İnsaf yani!.. Bir de yeni bir uygulama ile mezar yollarına definler başladı… Yeni definlerin mezar aralarına yapılmasına izin veriyorlar… Yakınlarımızın mezarlarına ulaşabilmek zorlaşıyor… Zigzaklar çekerek, mezarlara dokunup destek alarak yürüyoruz… Bazı aileler yakınlarının kabirlerini bulmakta zorlanıyorlar…” *** Hasibe Şahoğlu: “Kabirlerin üzerini ve çevresini saran, çiçeklerimizi de görünmez duruma getiren yabani otları bile para verip yolduruyoruz. Bunun belediyelerin işi olması gerekir…” *** Durmuş Erçakıca: “Lapta – Alsancak – Çamlıbel (LAÇ) Belediyesi bu konuda halka bir duyuru yayınlayıp kabir yapımlarında standart belirledi… Umarım uygulamada da fire vermezler… Ve bunu diğer belediyeler de örnek alırlar… Mezarlıklarda standart şart olmuştur…”
*** Ekrem Şenbilge: “Epeydir Kıbrıs’ı mekân tuttum… Görevim icabı ben birçok ülkeyi gezme fırsatı buldum ve çok da kabristanlık ziyaret ettim… Diyebilirim ki, o ziyaret ettiğim kabristanlar son derece bakımlı, simetrik ve huzur vericidir… Öyle buradaki kabristanlarda olduğu gibi abartılı mezarlara da pek rastlanmaz… Bazıları inanmayacaklar ama, hem ünlü ve hem de zengin bazı kişilerin mezarları ile karşılaştığımda o sadeliğe hayran kaldım ve hatta duygulandım… Bunlar arasında hayatta milyoner olmuş kişiler ve hatta efsaneleşmiş sinema ve müzik yıldızları da vardı… Bunların defnedildikleri yerlere levha gibi mezar mermerleri konuldu… Mermerler üzerinde sadece adları ile doğum ve ölüm tarihleri yazar… O kadar yani…” *** Arif Baykal: “Hepsini anladım da, hakka yürüyen insanın varislerinden, astronomik defin ücreti, kabir ücreti diye para istemek ne iştir?.. Rahmetli Aziz Nesin gibi vasiyetimi yaptım ben… Ölünce beni gömsünler, lakin ne mezar taşı, ne bir işaret koysunlar… Mezar yerim belli olmasın… Okunmuş su, çiçek, ziyaret olmasın… Evde, camide mevlit falan da okunmasın… İstemiyorum. Cenaze töreni, sarıklı cübbeli hoca da istemiyorum. Belediye işini yapsın, ücretini alsın. Cenaze işleri üzerinden gelir sağlamak isteyenlere söylemek istediğim ise şudur: Gününüz geldiğinde siz de öleceksiniz… Belki kortejlerle, kalabalık ve tantana ile yolcu edileceksiniz. Ama daha vücudunuz bile soğumadan, arkanızdan rahmet mi, lanet mi okunur, bilmeyeceksiniz…”
