Erenköy’den sonraki ideolojik çalkantılar
Çok haklı bir tespitle, “şanlı” diye onurlandırılan ve nitelendirilen Erenköy Direnişi’nin 62’nci yıldönümündeyiz… Bugün yine şehit kanlarıyla sulanmış ve acılarla harmanlanmış Erenköy’de o geleneksel tören var… Şehitlerimizi saygı ve minnetle anar, gazilerimizi tüm içtenliğimle selamlar, artık aramızda olmayanların aziz anıları önünde şükranla eğilirim…
Yaşamda olsun ya da olmasın, Erenköy direniş destanına adlarını onurla yazdıranlara bakınız… Onlar sıradan değil, özel insanlardı… Sonraki yıllarda kariyerlerinde çok önemli işlere, hizmetlere ve eserlere imza attılar…
Çoğunluğunu Türkiye’deki yüksek öğrenim gençliğimizin oluşturduğu Erenköy kahramanlarının o çetin coğrafya parçası üzerinde ateş çemberi içinde tarihe armağan ettikleri o direniş destanı tüm yönleriyle bilinmektedir. Çünkü, direnişçilerin en az yüz tanesi anılarını yazmış ya da ayrıntıları anlatmış, onların dışındaki araştırmacılar da konu üzerinde nice makale, kitap ve belgesel üretmiştir.
O nedenle bugünkü yazımın odağında Erenköy’de yaşananlar değil, Erenköy’den sonra yaşananlar vardır… Hamaset sahnesinin perdesi kapanırken açılan ideoloji sahnesinde neler olup bittiğine özetle değineceğim… Bu yazım için seçtiğim kaynak ise Erenköy gazilerinden Hasan Özbaflı’nın “Anılarla Vatansızların Zaferi” adlı yankı yaratan belgesel kitabıdır…
Hasan Özbaflı, Kıbrıs’taki direnişe, KKTC’nin alt yapısındaki kalkınma ve sanayi hamlelerine ve bir dönem UBP kan kaybederken oluşan çalkantılı dönemin siyasetine UBP–TKP koalisyon hükümeti üyesi olarak adını silinmez biçimde yazdıran bir figürümüz… Gerek onun kimliği, gerekse okurlarıyla 10 yıl önce buluşturulan anılar kitabını okuyabilen kişiler yakın tarihe ilişkin nice bilinmeyenle yüzleşti… 1964 sonrası öğrenci hareketlerini dolu dolu yaşayan Özbaflı’nın kitabında Erenköy sonrasına ilişkin yazdıkları da, diğer ifşaatları gibi çok önemli ve bugün tam da bunları irdelemenin zamanıdır…
Arkalarında şehit arkadaşlarını ve derin acılar bırakarak Türkiye’deki üniversitelerine dönen Kıbrıslı Türk gençler, kazanılmamış bir zaferin travmaları içindedirler… Kısa sürede Türkiye’nin her yanına yayılacak olan kanlı sağcı–solcu çatışmalarının, Türk-Kürt kavgalarının ve benzeri etnik–ideolojik sürtüşmelerin ortasında bulurlar kendilerini… Ve ne yazık ki bu olaylara derinliğine bulaşmadan........
