menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

İslam Dini’nden bihaber muhabire Yusuf İslam’dan tokat gibi cevap

18 0
03.07.2026

Dünya sahnesinde pırıltılı ışıkların, sahte alkışların, modern zaman hezeyanlarının ve ruhu baştan aşağı çürüten popüler kültürün zirvesindeyken, modern çağın parıltılı putlarını elinin tersiyle itip hidayete eren Cat Stevens—yani Müslüman olduktan sonraki adıyla Yusuf İslam’ın—Türkiye ziyareti, medyamızın vizyonsuz, sığ, ezberci ve sömürge aydını zihniyetini bir kez daha turnusol kağıdı gibi ortaya çıkardı. Kendi medeniyetine, köklerine, inancına ve toplumsal dinamiklerine yabancılaşmış; buna mukabil, Batı’nın kokuşmuş zihniyetini, ahlaki çöküntüsünü ve insanlığı tüketen yaşam tarzını "medeniyet" zanneden bir muhabirin, baştan sona cehalet kokan o meşhur sorusu ve ardından aldığı o muazzam, okyanus ötesi cevap, sadece o muhabirin şahsında kalmamıştır. Bu sarsıcı cevap, asırlardır bu asil millete Batı hayranlığını dayatan, kendi halkını aşağılamayı marifet sayan tüm sözde entelektüel çevrelerin ve batıperest zihniyetin yüzünde patlayan tarihi bir tokat niteliğindedir.

Magazin kültürünün sığ, sığ olduğu kadar da kokuşmuş sularında çırpınan, İslam’ın evrensel hukukundan, insan fıtratına getirdiği yüce çözümlerden ve toplumsal dengeleri koruyan adalet mekanizmasından zerre kadar nasibini almamış bu muhabir, güya "Batılı ve aydın" bir sanatçıyı kendi ülkesinde köşeye sıkıştıracağını zannederek şu soruyu yöneltti: “Girdiğiniz İslam dininde bir erkeğin dört kadınla evlenmesine ne diyeceksiniz? Yani bunun mantığını nasıl kabul edeceksiniz? Siz bir Batılı, aydın bir şarkıcı olarak bunu nasıl kabul ettiniz?”

Soruya, sorunun arkasındaki üsluba ve gizlenemeyen o kibirli edaya bakar mısınız? İçinde baştan aşağı aşağılık kompleksi, oryantalist bir bakış açısı, gizli bir İslam düşmanlığı ve her şeyden önemlisi zifiri bir cehalet barındırıyor. 

İşte bu cahil cühela zihniyete Yusuf İslam’ın verdiği, adeta her bir kelimesi ders niteliğindeki o muhteşem, sarsıcı ve Batı’nın makyajını tek hamlede indiren cevap, sosyolojik bir manifesto olarak tarihe geçmiştir:

“Sen, beni eski hâlimle tanıdığını söylüyorsun. Ben Müslüman olmadan önce kaç kadınla beraber olduğumu bilemem. Onlardan çocuğum olmuşsa onu da bilemem. Ben böyle adi bir hayat yaşarken sen bana hayrandın. Ben şimdi Müslüman oldum. Tek eşle evliyim. İkinci bir evliliğe niyetli de değilim. İslam dini dörde kadar izin veriyorsa onların ve çocuklarının sorumluluğunu da ona yüklüyor. Senin hayran olduğun Batı’da böyle bir sorumluluk yok. Birçok çocuk babasını bilmez. Baba da çocuğunu görmeden gider bu dünyadan.”

Bu cevap, kelimenin tam anlamıyla Batı hayranı, sözde aydınların kurduğu o sahte ahlak kulesini yerle bir etmiştir. Şimdi bu cehalet sarmalını ilmek ilmek çözmek, İslam’ın bu konudaki asil ve fıtrî nizamını ortaya koymak, Peygamber Efendimiz (S.A.V.)’in hayatı, uygulamaları ve hadisleri ışığında meseleyi tüm çıplaklığıyla, en derin detaylarıyla gözler önüne sermek icap eder.

BATI AYDINLARININ HAYATLARININ NASIL BİR ÇÖPLÜK OLDUĞUNUN HİKAYESİ

Yusuf İslam’ın tam on ikiden vurduğu ve parmak bastığı o derin yara, bugün Batı medeniyetinin ve onun yerli işbirlikçisi olan cahil cühela takımının ısrarla görmezden geldiği, üzerini süslü kelimelerle örtmeye çalıştığı en büyük toplumsal çürümedir. 

Batı dünyası, özgürlük, bireysellik ve modern yaşam adı altında kadını hunharca metalaştıran, aile mefhumunu tamamen yok eden ve nesilleri köksüzleştirerek helak eden bir bataklığa saplanmıştır. 

Muhabirin hayranlıkla, gıptayla ve adeta bir kutsal mabet gibi baktığı o Batılı aydınlar, aktörler, felsefeciler ve burjuva takımı; nikahsız, sorumluluksuz, günübirlik ve tamamen hayvanî güdülere dayalı ilişkileri modernlik olarak pazarlarken, aslında insan haysiyetini ayaklar altına almaktadır.

Batı’nın sözde gelişmiş, modern ve özgürlükçü toplumlarında bugün evlilik dışı çocuk oranları yüzde ellileri, kimi ülkelerde de yüzde altmışları aşmış vaziyettedir. Sokaklar, babasının kim olduğunu bilmeyen, soy ağacından mahrum, anne şefkatinden ve baba güveninden uzak, tamamen sistemin insafına ve sokakların acımasızlığına terk edilmiş modern zaman yetimleriyle doludur. Kadın, cinsel bir obje, tüketim malzemesi ve reklam aracı olarak son damlasına kadar sömürüldükten, gençliği ve güzelliği tüketildikten sonra hiçbir hukuki, mali ve manevi güvencesi olmadan kapı dışarı edilmekte; adına "kadın özgürlüğü" denilen bu vahşi, kapitalist ve bencil sistemde yapayalnız bırakılmaktadır.

İşte bu cahil cühela muhabiri ve onun gibi düşünen yerli sömürge aydınları, Batı’nın bu gayriahlaki lağım sistemini, bu insani dramı, bu çöplük hayatını “modernlik” diye alkışlamakta; buna karşın, İslam’ın kadını koruma altına alan, erkeğe en ağır mali ve hukuki sorumlulukları yükleyen adalet nizamını dillerine dolamaktadırlar. 

Batı’nın kokuşmuş çöplük hayatına hayran olanlar, İslam’ın nezih, disiplinli, koruyucu ve kutsal aile yapısını kavrayamazlar. Çünkü onların zihinleri, hiçbir sorumluluk taşımadan, hiçbir bedel ödemeden sadece tüketmeye, anlık zevkleri için insan harcamaya endeksli modern bir kölelik düzeniyle uyuşturulmuştur. 

Yusuf İslam, Batı’nın o pırıltılı sahnesinin arkasındaki bu çöplüğü bizzat yaşamış, o pisliğin içinden çıkmış bir insan olarak tehlikeyi görmüş ve gerçeği haykırmıştır. Fakat bizim cahil cühela takımı, Batı'nın vitrinindeki sahte ışıklara aldanarak o lağımı şerbet diye içmeye devam etmektedir.

İSLAM’DA BİRDEN FAZLA EVLİLİĞİN HUKUKİ VE SOSYOLOJİK TÜM AYRINTILARI

İslam dininden zerre kadar haberi olmayan, kulaktan dolma ezberlerle, oryantalist tezgahların ürünü olan broşür bilgileriyle ahkam kesen bu cahil cühela güruhu, İslam’ın birden fazla evliliği bir emir, bir zorunluluk değil; belirli şartlara, ağır yükümlülüklere ve adalet terazisine bağlı bir izin, bir ruhsat ve toplumsal bir emniyet unsuru olarak kabul ettiğini bilmeyecek kadar kördür. 

İslamiyet gelmeden önce, cahiliye Arap toplumunda, Pers İmparatorluğu’nda, Roma’da, Çin’de ve dünyanın diğer pek çok bölgesinde bir erkeğin evlenebileceği kadın sayısında hiçbir hukuki........

© Kayseri Gür Haber