Türkiye’de Konut Krizi: Barınmadan Rant Aracına Dönüşüm
Türkiye’de Konut Krizi: Barınmadan Rant Aracına Dönüşüm
Türkiye’de neden konut almak her geçen gün zorlaşıyor? Bu piyasa kimler için nasıl çalışıyor sorusunu tartıştığımız yazı serisinin ilki.
Türkiye’de gün geçtikçe barınmanın zorlaştığını duyuyoruz. Kira fiyatlarının artışı, konut sahibi olmanın birçok hane için hayale dönüşmesi ve barınma koşullarının kötüleşmesi bu sorunu farklı boyutlarıyla tartışmayı gerekli kılıyor. Türkiye’de barınmayı ele alacağım bu ilk yazıda, inşaat ve konut sektöründe neler olduğuna odaklanıyorum. Konut satışlarının artması gerçekten daha fazla insanı ev sahibi mi yaptı, yoksa bu artış belirli bir kesim arasında dolaşan bir transfer mi yarattı? Son yıllarda sıkça duyduğumuz “Neden artık ev sahibi olamıyoruz?” sorusu tam da bu noktada önem kazanıyor. Konut, barınma ihtiyacını karşılayan temel bir yapı olsa da zamanla yalnızca bir ihtiyaç değil sermayenin önemli rant araçlarından biri hâline gelmiştir. Bu yazı, konut sektörünün arkasındaki dinamikleri ele alarak konutun barınma işlevinden uzaklaşıp bir değer saklama aracına dönüşmesinin mülkiyet yapısı üzerindeki etkilerini incelemeyi amaçlıyor.
Türkiye’de AKP hükümetinin iktidarda olduğu son 25 yıllık süreçte, inşaat sektörü ekonomik büyümenin en temel stratejik araçlarından biri olarak konumlandırılmıştır. Sıklıkla duyduğumuz devlet tarafından yapılan yol yapımları, konut projeleri inşaat sektörünü ön plana çıkarmaktadır. Hatta inşaat sektörü AKP döneminde diğer sektörlere göre daha hızlı büyüyen sektör olup kriz dönemlerinde de krizden çıkışın lokomotifi olarak görülmüş ve aynı zamanda krizlerden de en çok etkilenen sektörlerden biri olmuştur. Özellikle AKP’nin ilk yılları olan 2002’den 2008 finansal krize kadar olan dönemde TÜİK Ulusal Hesaplarında sektör verilerine göre inşaat sektörü ortalama ’lere dayanan bir büyüme hızına sahip olsa da son dönemlerde bu ivme yavaşlamıştır.
İnşaat sektörünün böylesine önemli görüldüğü bir dönemde konut sektörü bundan nasıl etkilendi? Bu büyüme konut fiyatlarına ve konut sahipliğine nasıl yansıdı? Her geçen gün konut almanın zorlaştığını ve fiyatların genel olarak arttığını görüyoruz. Peki bu durum sadece Türkiye’ye mi özgü, yoksa küresel bir eğilimin parçası mı? Şekil 1’de yer alan Uluslararası Ödemeler Bankası’nın (BIS) reel konut fiyat endeksleri, Türkiye’nin 2010–2019 döneminde Dünya, Avrupa ve Gelişmekte olan ülkelerle büyük ölçüde paralel seyrettiğini, ancak sonrasında reel konut fiyatlarında hızlanan ve ölçek olarak istisnai bir artış yaşandığını ortaya koymaktadır. İnşaat sektörü büyürken konut fiyatlarındaki bu sıçrama, konut sahibi olmak isteyenler açısından olumlu bir tablo yaratmamıştır. 2023 sonrasında reel fiyatlarda kısmi bir gerileme görülse de seviyeler hâlâ diğer bölge ortalamalarının oldukça üzerindedir. Bu durum, Türkiye’de konut piyasasında oluşan ayrışmanın geçici bir dalgalanma değil; ekonomik yapı, politika tercihleri ve piyasa işleyişi arasındaki ilişkinin bir sonucu olarak değerlendirilmesi gerektiğine işaret etmektedir.
Şekil 1 – Seçilmiş reel konut emlak fiyatları endeksi, (2010=100)
Türkiye’de konut fiyatları birçok bölgeden belirgin biçimde ayrışarak yükselirken, Şekil-2 konut satışlarının da artış gösterdiğini ortaya koymaktadır.........
