TÜRK-İŞ Yoksulluk Sınırı Politika Yapımı için Kullanışlı Değildir
TÜRK-İŞ Yoksulluk Sınırı Politika Yapımı için Kullanışlı Değildir
Muhalefet veya sol bir parti Türkiye’de iktidara gelirse TÜRK-İŞ’in yayınladığı yoksulluk sınırını politika yapmak için kullanmayacaktır.
Tüm yoksulluk eşikleri politiktir, ama sadece bazıları kullanışlıdır. Bir yoksulluk eşiğinin politik olması kullanışsız olduğu manasına gelmez. İçgüdüsel olarak pek çok insan yoksulluk eşiğini belli bir mal ve hizmet sepetine erişme olarak tanımlar. Bu içgüdüsel tanımın akademik adı mutlak yoksulluk eşiğidir. Küresel veya ulusal ölçekte, herkesin veya büyük çoğunluğun üstünde anlaştığı bir mal veya hizmet sepeti bugüne kadar vuku değildir. Dolayısıyla nicel araştırmacılar mal ve hizmet sepeti tartışmasını azaltmak için sadece gıda sepetine yoğunlaşır ve toplam sepeti de gıda sepetinin belli bir katı olarak hesaplar. Genelde gıda payını 0 ile @ arasına denk getirecek bir çarpan seçilir. Neden 0-@ arası? (Neden olmasın?). Gıda sepeti ise genelde günlük 2000-2100 kaloriye denk gelecek şekilde seçilir. Yoksulluk eşiğini belirleyecek en kritik karar gıda sepetindeki pahalı kalorilerin oranı (Türkiye’de hayvansal kaloriler) ve kalorileri sağlayan ürünler için hangi fiyatların kullanılacağıdır. Market alışverişine çıkan herkesin bildiği gibi domatesin bile çok çeşitli tipleri ve fiyatları vardır. Eğer uluslararası bir ölçek kullanılacaksa (günde X dolar) piyasa kurunu mu satın alma gücü paritesini mi kullanmalıyız?[1] Diğer bir deyişle gıdanın toplamdaki payı, ürünlerin kalitesi, fiyatları, dolar kuru araştırmacının inisiyatifine dolayısıyla da politik görüşüne bağlıdır.
TÜİK, 2009 yılına kadar Dünya Bankası ile uyum içinde yukarıdakine benzer bir yöntemle mutlak yoksulluk eşiği ve buna bağlı yoksulluk oranı hesaplamaktaydı. Mutlak yoksulluk eşiğinin düşüklüğü konusunda gelen eleştirilerden o kadar yıldılar ki, 2010’dan itibaren EUROSTAT’ı takip ederek sadece göreli yoksulluk eşiği hesaplamaya başladılar. TÜİK’in 2010’dan itibaren yoksulluk eşiği medyan gelirin `’ıdır. Reel medyan gelir değiştikçe her sene eşik de değişir. Artık TÜİK yoksulluk eşiğini manipüle ediyor diye eleştirilmiyor ancak artık yıldan yıla değişimleri gerçekten ölçmek de mümkün değildir çünkü yıldan yıla farklı bir cetvel kullanılmaktadır.
Bu problemler Türkiye’ye özgü değildir. Çin Ulusal İstatistik Bürosu 1981’den beri aynı tüketim sepetini (yani mutlak yoksulluk eşiğini) hesapladığını ve yoksulluk sepetini sadece enflasyona göre düzelttiğini iddia etmektedir. Bağımsız araştırmacılar hesapları kontrol ettiklerinde yoksulluk eşiğinin tüketici enflasyonundan hızlı yükseldiğini tespit etmiştir (Chen ve Ravallion, 2021). Neden? Muhtemelen 1980’lerden beri hızlı zenginleşen Çin’de 1981’deki çok düşük mutlak yoksulluk eşiğinin zaman içinde anlamsızlaştığı ortak kanısından dolayı… Chen ve Ravallion (2021) orta yolu bulmak ve gerçek hayattaki pratiğe uymak için mutlak ve göreli yoksulluk tanımlarının hibridi olan zayıf göreli yoksulluk eşiği kavramını kullanmayı önermektedir.[2]
Pratikte Türkiye’de en popüler, en bilinen yoksulluk ve açlık sınırı TÜRK-İŞ’in her ay düzenli olarak açıkladığı değerlerdir. TÜRK-İŞ eşiği bir mutlak yoksulluk tipi eşiğidir ve bu eşikte gıda payı 0,7 olacak şekilde ayarlanmıştır. Ağustos 2026 itibariyle dört kişilik aile için açlık sınırı 37.388 TL, yoksulluk sınırı 121.786 TL’dir. TÜRK-İŞ’e göre bekâr bir çalışanın yaşama maliyeti ise 48.305 TL olmuştur (TÜRK-İŞ, 2026a). TÜRK-İŞ’in radikal bir sendika değildir, pek çok yorumcu da bu eşikleri düşük bulmaktadır (Birleşik Kamu İş, 2026).[3] Bu eşikler asgari ücretle karşılaştırıldığında yüksektir. Örneğin 2026 için belirlenen net aylık asgari ücret 28.076 TL’dir (brüt 33.030 TL). Ancak TÜRK-İŞ’in Ocak 2026 bekâr bir çalışanın yaşama maliyeti 40.541 TL idi (TÜRK-İŞ, 2026a). Yeni Akit yazarlarından Ali İhsan Karahasanoğlu ise açlık sınırını asgari ücretle karşılaştıranları eleştirerek, aile açlık sınırını iki asgari ücret ile karşılaştırmak gerekir, çünkü dört kişilik ailede en az iki çalışan olur iddiasındadır.[4] Yani TÜRK-İŞ’in açıkladığı eşikleri beğenmeyenler bile popüler yazında eşik çok yüksek demeye doğrudan cesaret edemez, tartışma zeminini değiştirmeye çalışır. Diğer bir deyişle başlıktaki iddiamın açık bir taraftarı yok. Peki niye TÜRK-İŞ kendisi iktidara gelse bile bu sınırları politika yapımı ve etki analizi için kullanacağına inanmıyorum?
1) Eğer sosyal yardımlar TÜRK-İŞ sınırları göre dağıtılsa nüfusun büyük çoğunluğu yoksul sayılacağından her aileye ayrılan kaynak çok düşük kalacaktır.
TÜRK-İŞ yoksulluk eşiği tahmin eder ancak yoksul oranını hesaplamaz. TÜRK-İŞ’in açıkladığı dört kişilik hane yoksulluk eşiğini TÜİK’in açıkladığı “sıralı yüzde 5’lik gruplar itibarıyla yıllık hanehalkı kullanılabilir gelirin dağılımı” ile karşılaştırırsak bir fikir edinebiliriz. Bu tam olarak bir elmalarla elmalar karşılaştırması değildir çünkü Türkiye’de her hane dört kişilik değildir. Benzer bir şekilde TÜİK’in baz aldığı eşdeğer kişi de tek bir kişi demek değildir. Yine de iki karşılaştırma da bize bir fikir verebilir. Şekil 1’de görüleceği üzere TÜRK-İŞ’in eşiklerine göre yoksulluk oranı senesine ve tanıma göre ` ile € arasıdır, ortalaması da p’tir. 2025 yılında Türkiye’de neredeyse 28 milyon hane vardır, bunun üçte ikisi takriben 19,5 milyon hane eder. Eldeki sosyal yardım bütçesini (2026 için 450 milyar; 2026 GSYH’nin muhtemelen %0,5’i olacak) 19,5 milyon haneye dağıtmak yıllık 23 bin TL eder. Bu sayı en fakirlerin bir aylık giderini bile karşılamaz; ortanca gelirli haneler........
