menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Türkiye’de Döviz Kuru, Enflasyon ve Bölüşüm Arasındaki Dinamik İlişki (III): Sektörler Arası Değişimin Rolü

12 0
23.09.2026

Türkiye’de Döviz Kuru, Enflasyon ve Bölüşüm Arasındaki Dinamik İlişki (III): Sektörler Arası Değişimin Rolü

YazarHasan Cömert, Cem Oyvat

Kur şokları ekonomide hangi sektörlerin ağırlık kazandığını ve emeğin gelirden aldığı payı değiştirebilir. Kur şokları sonucunda, Türkiye’de 2019–2022’de ihracata daha açık sektörlerin ağırlığı artarken yüksek emek paylı bazı hizmetlerin payı geriledi; 2022 sonrasında bu hareket büyük ölçüde tersine döndü.

Bu serinin ilk yazısında, döviz kuru şoklarının bölüşümü hangi kanallardan etkileyebileceği üzerinde durduk (Cömert ve Oyvat, 2026a). Kur şoklarının ticaret, enflasyon, kârlar ve ücret payı ile bilançolar üzerinden farklı bölüşüm etkileri yaratabileceğini teorik olarak tartıştık.

İkinci yazımızda ise bu tartışmayı Türkiye’de 2019–2024 dönemindeki emek payı hareketleri üzerinden ampirik olarak ele aldık (Cömert ve Oyvat, 2026b). Bulgularımız, 2019–2022 arasında emek payında yaşanan düşüşte kâr marjlarındaki artış ile ara girdi maliyetlerinin emek maliyetlerine oranındaki yükselişin birbirine yakın ölçüde rol oynadığını gösteriyordu[1]. 2022–2024 dönemindeki toparlanmada ise emek payındaki artışın yaklaşık dörtte üçünün ara girdi maliyetlerinin emek maliyetlerine oranındaki düşüşle ilişkili olduğunu göstermiştik. İkinci yazıda ayrıca bu dinamiklerin sektörler arasında önemli ölçüde farklılaştığını gördük. Sanayide ara girdi maliyetlerinin emek maliyetlerine göre seyri emek payındaki dalgalanmaları daha fazla açıklarken, hizmetlerde kâr marjlarındaki değişimler daha belirleyici görünüyordu. Bu farklılıklar, toplam emek payının sektörlerin kendi içindeki bölüşüm değişimlerinin yanı sıra sektörlerin ekonomi içindeki ağırlıklarından da etkilenebileceği anlamına geliyor.

Serinin bu üçüncü yazısında esas olarak döviz kuru şokları sonucunda sektörlerin ekonomi içindeki ağırlıklarında oluşabilecek değişimin emek payı üzerindeki etkisine odaklanacağız. Basitleştirerek söylersek, yerli paranın önemli ölçüde değer kaybetmesi, ihracata dönük sektörlerin TL cinsinden gelirlerini, maliyetlerini ve dolayısıyla kârlılıklarını, iç pazara dönük sektörlerden farklı etkileyebilir. Bu farklılaşma sektörlerin toplam katma değer içindeki göreli ağırlıklarını da değiştirebilir. Özellikle ihracata dönük sektörlerin cari fiyatlarla ölçülen ağırlığı, daha çok iç pazara yönelik emek yoğun sektörlere göre daha fazla artabilir. Eğer kur şokundan daha fazla yararlanan sektörler aynı zamanda daha düşük emek payına sahipse, bu sektörlerin ekonomi içindeki ağırlığının artması toplam emek payını ayrıca aşağı çekebilir. Sonraki aşamalarda kur artışlarının ücretlerin ve yurt içi fiyat artışlarının gerisinde kalması ise bu göreli ağırlık değişimlerinin tersine dönmesine katkıda bulunabilir.

Ekonominin sektörel kompozisyonunun değişmesi olarak adlandırabileceğimiz bu süreç, sektörlerin toplam katma değer içindeki ağırlıklarının değişmesini ifade eder. Bu değişim, başlangıçta işçilerin, üretimin veya yatırımın bir sektörden diğerine fiziksel olarak kaymasını gerektirmez. Kur şoku göreli fiyatları ve sektörlerin TL cinsinden gelirlerini farklılaştırdığı için, cari fiyatlarla ölçülen sektörel katma değer ağırlıkları üretim miktarları değişmeden de değişebilir. Daha uzun dönemde ise üretim, yatırım ve istihdamın sektörler arasındaki dağılımı da değişebilir.[2]

Aşağıda önce basit bir iki sektörlü örnek üzerinden bu mekanizmayı tartışacağız. Ardından, ikinci yazıda kullandığımıza benzer bir ayrıştırmayla Türkiye’de toplam emek payındaki değişimin ne kadarının sektörlerin kendi içindeki değişimlerden, ne kadarının ise sektörel kompozisyondaki değişimden kaynaklandığına odaklanacağız. Sonrasında ise bu değişimlerin döviz kuru hareketleriyle ilişkisini betimsel olarak tartışacağız.

Sektörel Değişimler Emek Paylarını Nasıl Etkiler?

Emek payının genel düzeyini anlamak açısından basit ama önemli bir noktadan başlayabiliriz. Toplam emek payı, sektörlerdeki emek paylarının sektörlerin toplam katma değer içindeki paylarıyla ağırlıklandırılmış ortalamasıdır. Dolayısıyla toplam emek payı iki nedenle değişebilir. Birincisi, sektörlerin kendi içindeki emek payları değişebilir. İkincisi, farklı emek paylarına sahip sektörlerin ekonomi içindeki ağırlıkları değişebilir. Mesela daha emek yoğun ve/veya emek maliyetinin daha yüksek olduğu bir sektörün ekonomideki ağırlığı azalabilir veya artabilir. Çoğu zaman bu iki süreç aynı anda işler.[3]

Kur şokunun bu iki etkiyi nasıl yaratabileceğini daha açık görmek için ekonominin iki sektörden oluştuğunu varsayalım. Birinci sektör üretiminin önemli bir bölümünü dış pazarlara satan ihracata dönük sektör, ikinci sektör ise esas olarak iç pazara dönük üretim yapan bir sektör olsun. Başlangıçta iki sektörün ekonomi içinde belirli ağırlıkları, ara girdi kullanımları, emek maliyetleri ve kârları bulunduğunu düşünelim. Üretkenliğin ve üretim miktarlarının kur şokunun hemen ardından fazla değişmediğini, ücretlerin ise kur ve fiyat artışlarına gecikmeli tepki verdiğini varsayalım[4].

Yerli para değer kaybettiğinde ihracata dönük sektörün döviz cinsinden elde ettiği gelirin TL karşılığı hızla yükselir. Firmaların döviz cinsinden fiyatlarını ve ihracat miktarlarını kısa dönemde değiştirmediğini düşünürsek, bu artış mekanik olarak gerçekleşir. Buna karşılık kullanılan ithal girdilerin TL maliyeti de kur oranında artar. Ücretler ve yurt içinde üretilen girdilerin fiyatları aynı hızda artmıyorsa, ihracat gelirlerindeki artış maliyet artışını aşar. Böyle bir durumda sektörün kârları yükselir ve emek payı düşer.

İç pazara dönük sektörlerin (örn. hizmet sektörü) durumu farklıdır. Bu sektör kur şoku sonucunda ihracatçı sektör gibi doğrudan bir gelir artışı elde etmez. Buna karşılık ithal ara girdilerin TL maliyeti yükselir. Firmalar bu maliyet artışını fiyatlarına yansıtabildikleri ölçüde kârlarını koruyabilirler ancak sektördeki fiyatlar ve buna bağlı gelirler, şokun ilk aşamasında ihracata yönelik sektörlerin gerisinde kalır ve ancak gecikmeli olarak artar. Keza bu sektördeki ücret artışlarının da kur şokunun ilk aşamasında kur artışının gerisinde kalması çok olasıdır. Dahası, bahsettiğimiz iç pazara dönük hizmet sektörü gibi sektörler kamu hizmetlerini de kapsıyorsa, kur krizinin ilk aşamasında kamu faaliyetlerinin ağırlığı ve memur maaşları ihracata dönük sektörün gerisinde kalabilir. Sonraki dönemde memur maaşlarına yapılan enflasyon düzeltmeleri ile, eğer kur artışı devam etmez ve reel kur değerlenirse, memur maaşlarındaki göreli artışların sürmesi bu sektörün ekonomideki payının toparlanmasını sağlayabilir[5].

Bu iki sektörün kur şokuna farklı tepkisi toplam emek payını iki ayrı kanaldan etkiler. Birinci kanal sektör içi bölüşüm etkisidir. İhracata dönük sektörde TL gelirleri ücretlerden ve diğer maliyetlerden daha hızlı yükselirse kârlar artar ve o sektörün emek payı düşer. İkinci kanal ise sektörel kompozisyon etkisidir. Aynı gelişme ihracata dönük sektörün toplam katma değer içindeki ağırlığını artırırsa, düşük emek payına sahip sektör toplam ekonominin daha büyük bir bölümünü oluşturmaya başlar ve daha yüksek emek payına sahip olan sektörün payı geriler. Böylece toplam emek payı bir kez de sektörlerin ağırlıklarının değişmesi nedeniyle geriler.

Peki Türkiye’de 2019–2024 döneminde sektörel kompozisyon etkisi gerçekten ne kadar önemliydi? Bunu görmek için ikinci yazıda kullandığımız Yıllık Sanayi ve Hizmet İstatistikleri’ne dönüp, toplam emek payındaki değişimi sektörlerin kendi içindeki emek payı değişimleri ile sektörlerin toplam katma değer içindeki ağırlıklarındaki değişim olarak ayrıştırabiliriz[6].

Türkiye’de Sektörel Kompozisyonun Rolü

İlk olarak Tablo 1’de, ikinci yazıda da kullandığımız Shapley ayrıştırmasıyla toplam emek payındaki değişimi 16 ayrı ana sektör için, sektör içi değişim ve sektörler arası kompozisyon değişimi olarak ayrıştırıyoruz[7]. Analize göre personel maliyetlerinin katma değerden aldığı paydaki 2019-2022 arasındaki I,4’ten 4,1’e düşüşün 2,09 puanı ve 2022-2024 arasındaki 4,1’den P,1’e artışın 2,31 puanı sektörel kompozisyonun değişiminden kaynaklanmıştır. Kompozisyon etkisinin işaret değiştirmesi önemlidir. Sektörlerin ağırlıklarındaki değişim ilk dönemde toplam emek payını aşağı çekerken ikinci dönemde yukarı çekmiştir.

Bu sayılar azımsanacak düzeyde değil, ama emeğin katma değerden aldığı paydaki büyük dalgalanmada sektörler arası bileşimden çok her sektörün kendi içindeki emek-sermaye arasındaki değişimin etkisi olduğuna işaret ediyor[8]. Sektörler arası etki 2019-2022 döneminde emek payındaki toplam düşüşün ,7’sini, 2022-2024 dönemindeki artışın ise ,4’ünü açıklıyor. Emek payındaki 2019 ile 2024 arasındaki 0,75 puanlık artışın ise 0,27 yüzde puanı sektörel kompozisyonun değişiminden kaynaklanıyor.

Tablo 1: 16 ana sektör için emek payındaki değişimin sektör içi ve sektörler arası değişimlere göre ayrıştırılması

Not: TÜİK Yıllık Sanayi ve Hizmet İstatistikleri’ne dayalı kendi hesaplamalarımız. Emek payı, toplam personel maliyetinin katma değere oranı olarak hesaplanmıştır.

Tablo 2 ise ekonomiyi sanayi ve inşaat ile hizmetleri kapsayan sanayi dışı falliyetler olarak ikiye ayırarak benzer bir analizin sonuçlarını gösteriyor. Analizi sadece sanayi ve sanayi dışı sektörler gibi iki grup üzerinden yaparsak sektörel kompozisyondaki değişimin rolünün daha da düştüğünü görüyoruz. Bu etkinin 2019–2022 dönemindeki düşüşe katkısı 0,92 puan, 2022–2024 dönemindeki artışa katkısı ise 1,06 puandır. Bu sayılar da göz ardı edilecek düzeyde değildir; ancak genel resimde grupların kendi içindeki emek payı değişimlerinin daha önemli olduğunu teyit etmektedir.

Tablo 2: Sanayi sektörü ve sanayi dışı sektör için emek payındaki değişimin grup içi ve iki grup arası değişimlere göre ayrıştırılması

Not: TÜİK Yıllık Sanayi ve Hizmet İstatistikleri’ne dayalı kendi hesaplamalarımız. Emek payı, toplam personel maliyetinin katma değere oranı olarak hesaplanmıştır. Sanayi sektörü, Madencilik ve taşocakçılığı (B), İmalat (C), Elektrik, gaz, buhar ve iklimlendirme üretimi ve dağıtımı (D), Su temini; kanalizasyon, atık yönetimi ve iyileştirme faaliyetleri (E)’ni........

© Katman Portal