menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

(U)mutsuzluk Çağı: Hakikat Üzerine (II)

12 0
17.10.2026

(U)mutsuzluk Çağı: Hakikat Üzerine (II)

Mutsuzluk şu anla ilgiliyken, umutsuzluk gelecek ufkunda sistemik biçimde mutlu olmama durumunu ifade etmektedir. Gerçekliğin sunduğu soyut rakamlar yerine toplumun tecrübe ettiği hakikate odaklanan, eğitimi, emeği ve çalışma süresini insan onuruna yakışır biçimde kurgulayan bütüncül politika reformları, umutsuzluk çağını aşmanın yoludur.

Yazının bir önceki bölümünde farklı bakış açılarıyla mutsuzluk ve umutsuzluk arasındaki ilişkiye değinmiştim. Bu bölümde ise mutsuzluğun sınıfsal açıklamasını Marx’ın yabancılaşma kavramıyla açıklamaya devam edeceğim. Mutsuzluğun sınıfsal açıklaması Marx’ın yabancılaşma kavramıyla daha da derinleştirilebilir. Çalışmak yalnızca gelir elde etme mekanizması değildir, bireyin zamanını, yaratıcılığını, sosyal ilişkilerini ve kendisini gerçekleştirme kapasitesini de şekillendirir. Çalışan yaptığı iş üzerinde kontrol sahibi değilse, üretimin amacıyla özdeşleşemiyorsa ve emeğinin sonucuna yabancılaşıyorsa, yüksek gelir dahi mutlaka yüksek yaşam doyumu yaratmayabilir. Bu açıdan çalışma yaşamında iki farklı boyut ayrılabilir: ekonomik güvensizlik ve özerklik kaybı. Bir çalışan iyi ücret almasına rağmen çalışma süreci üzerinde hiçbir kontrol sahibi değilse, sürekli performans değerlendirmesine tabi tutuluyorsa ve işini kaybetme korkusuyla hareket ediyorsa, ekonomik refahı ile öznel refahı arasında önemli bir ayrışma ortaya çıkabilir. Bu nedenle mutsuzluğu yalnızca kazancıyla ilgili değil, yaşamını ne kadar kontrol edebildiği ile ilintilidir. Harry Braverman, 1974’te yayımlanan Labor and Monopoly Capital: The Degradation of Work in the Twentieth Century adlı çalışmasıyla emek sürecinin Marksist analizini yeniden canlandırmıştır. Braverman’ın temel sorusu, ‘kapitalist üretim geliştikçe işçiler neden daha becerili ve özerk hale gelmek yerine, çoğu durumda yaptıkları iş üzerinde daha az kontrol sahibi hale geliyorlar?’ olmuştur. Bu soru, onun yabancılaşma anlayışının merkezindedir. Marx’ta yabancılaşmanın temelinde, işçinin emeğinin ürünü, emek süreci, kendi yaratıcı potansiyeli ve diğer insanlarla ilişkisi üzerindeki kontrolünü kaybetmesi bulunur. Braverman bu düşünceyi doğrudan işyerindeki üretim organizasyonuna taşır. Onun açısından kapitalist işyerinde temel problem, yalnızca işçinin emeğini satması değil, emeğin nasıl gerçekleştirileceği üzerindeki kontrolün işçiden koparılmasıdır. Braverman’ın analizinin belki de en önemli unsuru tasarlama ve uygulama arasındaki ayrımdır. Modern kapitalist üretimde bu süreç giderek parçalanır. Emekçi kendisine verilen görevi uygular. Dolayısıyla işçinin iş hakkında sahip olduğu bilgi ile iş üzerinde sahip olduğu kontrol birbirinden ayrılır. Bu Braverman açısından yabancılaşmanın temel mekanizmalarından biridir. Braverman’a göre Taylorism yalnızca verimlilik artırıcı bir teknik değildir; aynı zamanda emeğin kontrolünü sermaye lehine yeniden düzenleyen bir süreçtir. Braverman’ın en tartışmalı ve etkili kavramlarından biri becerisizleştirme tezidir. Kapitalist iş organizasyonu, karmaşık bir işi daha küçük ve basit görevlere böldüğünde, tek bir çalışanın sahip olması gereken bilgi ve beceri azalabilir. Böylece işçinin üretim sürecinin bütünü üzerindeki bilgisi azalır. Braverman’a göre bu süreç, emeğin niteliksel olarak bozulması sonucunu doğurabilir. Yabancılaşma yalnızca psikolojik bir duygu değildir. Bir çalışanın işimi sevmiyorum demesinden daha derin bir yapısal süreç söz konusudur. Veblen ve Easterlin esas olarak tüketim, göreli konum ve mutluluk üzerinden ilerlerken, Braverman ise bunun üretim tarafını açıklamaktadır. Bu iki mekanizma birleştiğinde oldukça güçlü bir (u)mutsuzluğun politik ekonomisi ortaya çıkar.

Braverman’ın 1970’lerdeki sorusu bugün yeniden formüle edilebilir. Yapay zekâ emeğin bilgisini işçiden koparıp yeniden sermayenin kontrolüne mi taşıyor, yoksa çalışanların özerkliğini mi artırıyor? Süreçte, emekçinin performansı algoritma tarafından ölçülür, işin temposu yine algoritma tarafından belirlenir, görev dağılımı sistem tarafından yapılır ve performans değerlendirmesi veri üzerinden gerçekleştirilir. Bu durumda Taylorism’in, enformasyonu emekçiden alan, sistemde merkezileştiren ve işi kontrol eden mantığının dijital bir versiyonudur. Ancak yapay zekâ ikinci bir ihtimali de sunar. Yapay zekâ rutin görevleri üstlenir, çalışan daha fazla karar yetkisi kazanır, beceri ve özerklik artabilir. Dolayısıyla yapay zekâ kullanımının sonucu otomatik olarak becerisizleştirme olmayabilir. Burada sorulması gereken soru, yapay zekâ işçinin bilişsel kapasitesini mi tamamlıyor, yoksa işçinin bilgi ve karar verme kapasitesini ikame ederek kontrolü yönetim ve sermaye lehine yeniden mi dağıtıyor? Yapay zekâ ve sürdürülebilir verimlilik artışı konusu ile birleştirirsek, çok ilginç bir ayrım ortaya çıkar. Yapay zekâ üretkenliği artırabilir ama aynı anda işçinin iş üzerindeki kontrolünü azaltır. Bu durumda ise, ölçülen üretkenlik artışı ile çalışan refahı arasında bir ayrışma ortaya çıkabilir. Böylece doğrudan yapay zekâ çağında (u)mutsuzluğun politik iktisadına doğru yelken açarız. Standing’in prekarya kavramı açısından yapay zekânın etkisi daha da önemli. Yapay zekâ bazı işleri tamamen ortadan kaldırmasa bile, işin parçalanmasına, serbest (freelance) çalışmaya, platform çalışmasına, proje bazlı istihdama ve kısa süreli sözleşmelere yol açabilir. Bu durumda işgücünün bir kısmı üretim sürecinin merkezinden dışarıya itilebilir. Sonuç olarak iş güvencesi azalırken, geleceği öngörebilme yetisi zayıflar ve umutsuzluk artar. Neo-Marksist analiz yalnızca yapay zekâ kötüdür sonucuna götürmemeli. Tam tersine, Marx’ın teknolojiye ilişkin daha geniş perspektifinden hareketle ‘eğer yapay zekâ gerekli emek zamanını önemli ölçüde azaltabiliyorsa, neden insanlar daha az çalışmıyor’ sorusu sorulabilir. Örneğin yapay zekâ 4 saatlik üretimi 2 saate indirebilecek kadar üretkenlik artışı yaratıyorsa, teorik olarak 2 saat çalışma ve 2 saat serbest zaman mümkün olabilir. Ama kapitalist sistem........

© Katman Portal