Vergiden Önce Harcama mı? Modern Para Teorisinde Konsolide Devletten Rezerv Mutabakatına
Vergiden Önce Harcama mı? Modern Para Teorisinde Konsolide Devletten Rezerv Mutabakatına
Bu yazı, MMT (Modern Para Teorisi) tarafından iddia edilen “devlet önce harcar, sonra vergi toplar” iddiasını ABD özelinde konu alacaktır. Analizimizi, günlük verilere ve bilançolar üzerindeki değişimlere odaklayarak bu konudaki tartışmaya katkıda bulunmaya çalışacağız.
Öncelikle bir ekonomide paranın yaklaşık �’a yakınının bankalar tarafından ve geri kalanının devlet otoritesi tarafından yaratıldığını (Yılmaz, 2021) söylememiz gerekmektedir. Paranın büyük kısmını çok uzun bir süredir özel bankalar yaratmakta ve devlet otoritesi ise diğer kalan küçük kısmı (banknot/bozukluk para)[1] yaratmaktadır. Devletin yarattığı para cüzdanınızda kağıt ve bozukluk para olarak yer alırken bankanın yarattığı para aynı cüzdanda banka/kredi kartı yer almaktadır.Banka parası ile devlet parası arasındaki ilişki de banka rezervleri aracılığıyla kurulmaktadır (Yılmaz, 2026). Banka müşterilerinin nakit talebi arttığında, bankalar TCMB nezdindeki banka rezervleri karşılığı kadar nakit temin edebilmektedir. Anlaşılacağı üzere devletin banknot ve bozuk para yaratması; maaş ödemelerinde, dini bayramlarda, tatil dönemlerinde ve büyüme/enflasyon zamanlarında artmaktadır. Bu bilgiler, az sonra yapacağımız tartışmalar için büyük önem taşımaktadır. Devletin günümüz ekonomisindeki rolü, ekonomide yaratılan paranın bir kısmının harcama, vergi ve borçlanma kanalları üzerinden ekonominin ihtiyaçları ve büyümesi için kullanılmasıdır. Tartışmalı olan ise devletin bu kanalları hangi durumda ve hangi sırayla kullandığıdır. MMT, devlet harcamasının önce gerçekleştirildiğini, vergiyle ekonomideki paranın miktarının kontrol edildiği ve borçlanma ile de piyasadaki faizin kontrol edildiğini iddia etmektedir.
MMT ya da Modern Para Teorisi
MMT’in ekonomik yazında en çok tartışılan önermelerinden biri, kamu harcamalarının, vergi tahsilatından önce geldiğidir. Tymoigne ve Wray (2013, s. 5) şöyle diyorlar:
“Parasal egemenliğe sahip devlet, kendi para biriminin tekelci sağlayıcısıdır ve bu parayı fiziksel veya kaydi biçimde, istediği şekilde ihraç edebilir. Bu nedenle devlet, satın almak istediği mal ve hizmetlerin bedelini ödeme, geleceğe yönelik ödeme taahhütlerini yerine getirme ve ekonominin diğer sektörlerine fon sağlama konusunda sınırsız bir kapasiteye sahiptir. Egemen bir devletin kendi para sistemi aracılığıyla faaliyet gösterdiği bir ekonomik sistemde, harcama vergilendirmeden önce gerçekleşmelidir.”
Burada yazarlar, Amerika’daki ilk kolonilerden biri olan Massachusetts’te yaratılan kredi senedi (bills of credit) adı verilen kâğıt para aracına atıf yapmakta ve devletin önce vatandaşların harcayacağı parayı yaratıp sonrasında bunu vergi ve borçlanmayla geri topladığını ifade etmektedirler. Burada vergi yükümlülükleri yoluyla aynı zamanda devletin yarattığı paraya talep yaratıldığını da belirtmektedirler. Yazarlar, vergi ve kamu borçlanması işlemlerinin, devletin yarattığı parayı piyasadan toplayarak paranın değerini koruduğunu iddia etmektedirler. Bir döngüyle ifade etmek gerekirse, devlet ilk önce parayı harcayacak ve bu harcadığı parayı vergi tahsilatı ve kamu borçlanmasıyla toplayacaktır. Tüm bu önermelerin ve tarihsel alıntıların sonucunda MMT, egemen paraya[2] sahip bir hükümetin reel kaynakları harekete geçirdiği sürece finansal bir kısıtının olmadığını ve benzer şekilde harcama yapmak için vergi tahsilatı ve kamu borçlanması kısıtı olmadığını söylemektedir. Birçok heterodoks iktisatçı bu sonucun ilk kısmına katılmakta (ikinci kısmının teorik olarak doğru olduğunu fakat uygulamada bunun kanunlarla sınırlandığından geçerli olmadığını savunumaktadırlar) fakat MMT’in buraya varmak için kullandığı önermeleri eleştirmektedir. MMT, bu konuyu açıklamaya çalışırken, Hazine ve Federal Rezerv’in (Fed) bilançolarını konsolide etmektedir.
Tymoigne (2014, s. 11) şöyle diyor:
“Soru, Hazine’nin TGA’sında (Treasury General Account – Hazine Genel Hesabı) bulunan fonları nasıl elde ettiğine dönüşür; bunun yanıtı vergiler ve tahvil ihracı yoluyla olduğudur. İktisatçılar genellikle burada dururken MMT bir adım daha ileri giderek vergi ödemelerinde ve tahvil alımlarında kullanılan fonların nereden geldiğini sorar; bunun yanıtı Federal Rezerv’dir. Durum böyle olmalıdır, çünkü TT&L’ler (Treasury Tax and Loan – Hazine Vergi ve Kredi hesapları) bir yana bırakılırsa, vergiler ve tahvil ihracı rezervleri çeker, dolayısıyla fonları Federal Rezerv’in sağlamış olması gerekir. Buradan çıkan mantıksal sonuç, rezervlerin vergi tahsilatından ve tahvil ihraçlarından önce sisteme verilmesi gerektiğidir. MMT’nin çıkardığı teorik sonuç, (Hazine veya merkez bankası tarafından yapılan) hükümet harcamasının önce gelmesi gerektiğidir; yani hükümet harcaması vergilerden veya tahvil ihracından önce gelmelidir. Harcama, tıpkı bir bankanın banka hesaplarını alacaklandırarak harcama yapması gibi, yoktan para yaratımı yoluyla yapılır; vergiler ve tahvil ihracı ise para imhasına yol açar.”
MMT, bu yazıya konu olan önermesinin temelini yukarıdaki anlatı üzerine inşa etmektedir. Fed, rezervleri doğrudan yaratarak[3] bankacılık sistemine gerekli fonlamayı sağlayacaktır. Özel sektör bu fonlar sayesinde vergi ödemelerini gerçekleştirip tahvil alımı yapabilecektir. Bu işlemlerin bankalar aracılığıyla gerçekleştirilmesi sonucunda banka rezervleri azalırken Hazine’nin Fed nezdindeki hesabının bakiyesi artacaktır. Yazar, merkez bankasının rezerv sağlayan işlemlerini de geniş anlamda kamu harcaması kapsamında değerlendirmekte ve kamu harcamalarının vergi tahsilatı ile tahvil ihracından önce gelmesi gerektiği sonucuna ulaşmaktadır.
Grafik 1: MMT Önermesinin Şeması
Bu önermenin sıralaması, Grafik 1’de gösterilmiştir. Yazar 2016’daki çalışmasında da bu görüşü sürdürmektedir. Yazara göre, kamu borçlanması ve vergi tahsilatı banka rezervlerini azaltacağından, bu işlemler öncesinde sisteme rezerv sürülmesi gerekmektedir. Yazar, Fed’in doğrudan Hazine’den tahvil satın alarak Hazine’nin rezervleri artırabileceğini (Tymoigne, 2016, s. 6) veya Fed’in vergi tahsilatı ve kamu borçlanması öncesi bankacılık sistemine rezerv sağlayabileceğini (Tymoigne, 2016, s. 8) ifade etmektedir. İlk durumda Fed Hazine’yi doğrudan fonlamaktayken, ikinci durumda dolaylı bir biçimde fonlamaktadır. Wray ise rezervlerin paranın olağan tanımına dahil edilmediğini belirtmekle birlikte, pratik amaçlar bakımından para ile başa baş değerde ve tam ikame edilebilir olduğunu ileri sürmekte (Wray, 2020, s. 5); ayrıca bu önermenin esas dayanağının merkez bankasının bankacılık sistemine rezerv sağlamasıyla başladığını yinelemektedir (Wray, 2020, s. 6).
Tymoigne (2024, s.116), Hazine ve Fed bilançolarının konsolide edilmesinin teorik bir soyutlama olduğunu kabul etmekle birlikte, bu yaklaşımın iki kurum arasındaki fiilî........
