menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Gelir Gruplarına Göre Yaşanan Enflasyon ve “Bozulan Beklentiler”

16 0
07.10.2026

Gelir Gruplarına Göre Yaşanan Enflasyon ve “Bozulan Beklentiler”

YazarBingül Satıoğlu, A. Erinç Yeldan

Türkiye’de yaşanan enflasyon son bir yılda düzeyinde direnç göstermektedir. Resmi açıklamalar söz konusu direnci “beklentilerin bozulmasına” bağlamaktadır. Bu çalışma, beklentilerin bozulmasının ardında yatan gerçeğin, gelir gruplarına göre yaşanan enflasyon düzeyinin resmi enflasyon verilerinden çok farklı olmasına bağlamaktadır.

Enflasyon oranı 2025 başında B,1 idi. İstatistik standartlarıyla diyelim, 2025 boyunca oldukça hızlı biçimde geriledi; ta ki Eylül ayına kadar. Sonrasında 1-32 bandında yapışıp kaldı. İktisatçıların deyimiyle yapışkan enflasyon (inertial inflation) biçimine büründü.

1 No’lu Şekil bu tarihçe üzerine resmi verileri sergiliyor:

Şekil 1. Türkiye’de Enflasyon

Kaynak: TÜİK, Fiyat İstatistikleri

Bu yapışkanlığı açıklayan iki temel kavram kullanılmakta: fiyat davranışlarının bozulması ve beklentilerin bozulması.

“Fiyat davranışlarının bozulması” ifadesiyle aslında, piyasada fiyat belirleme gücüne sahip olan tekelci/oligopolcü işletmelerin yönlendirdiği ve sınıf çatışmasına dayalı fiyat hareketlerinin kastedildiğini biliyoruz. Boratav, Köse ve Yeldan (2023), örneğin, İktisat ve Toplum Dergisi’ndeki çalışmalarında Türkiye’de özellikle 2020 sonrasında alevlenen enflasyon dinamiklerinin ardında yatan ana etkenin ücret artışları değil, doğrudan doğruya kâr marjlarındaki ivmelenme olduğunu; bu olgunun da özellikle sanayi ve hizmetler sektörlerindeki tekelci yoğunlaşmanın eseri olduğunu vurgulamışlardı.

Peki mistik bir biçimde merkez bankalarını neredeyse birer Jedi Şövalyesine dönüştüren şu “beklentilerin idaresi” sorunu nedir? Niye engellenememekte? Önce, ekonomi bürokrasisi tarafından son bir yılda paylaşılan resmî belge ve hedefleri anımsatalım:

Tablo 1. Resmî Belgelerde 2026 ve 2027 için Enflasyon Öngörüleri

III. Enflasyon Raporu

Tabloda, son bir sene içerisinde Hazine ve Maliye Bakanlığı’nca yayımlanan 2 adet Orta Vadeli Program (OVP) ve T.C. Merkez Bankası’nca 2026 yılı içinde yayımlanan 3 adet Enflasyon Raporu yer alıyor. Bu metinlerde 2026 için –giderek artan– 4 farklı rakam; 2027 için de 3 farklı rakam göze çarpıyor. Neyin ne zaman duyurulduğu üzerine bir tarihçeyle vakit kaybetmeyeceğiz. Sorunun özü açık: kamuoyuna sürekli olarak yükseltilerek revize edilen bir enflasyon karmaşası var ve “piyasa oyuncuları” bu tür sinyaller karşısında beklentilerini de “bozmakta”.

Ancak beklentileri bozan ana neden bu kadar basit değil. Yoksa Jedi Merkez Bankaları ne yapar ne eder, “tutarlı” bir dizi enflasyon öngörüsünü kamuoyuna dikte eder, beklentileri hizaya getirirdi. Dolayısıyla, geriye başka unsurlar, bölüşüm ve sınıfsal çıkar çatışması olarak niteleyebileceğimiz olgular kalıyor. Nitekim, bu aşamada şu gözlemi paylaşmak ve çıkarımlarını irdelemek zorundayız: enflasyon algısı toplumun farklı gelir grupları arasında farklı biçimlerde yaşanmaktadır. Böylesi bir yapısal kırılma altında, enflasyonla mücadelede izlenmekte olan gelirler politikası belirleyici niteliktedir.

Gelir gruplarına göre yaşanan enflasyon farklıdır

Türkiye’nin 2020 sonrasında içine sürüklendiği enflasyonist ortamın en olumsuz sonuçlarından birinin doğrudan doğruya gelir dağılımında yarattığı tahribat olduğu yakından bilinmektedir. Yoksul ve zengin gelir gruplarının harcama ve tasarruf eğilimleri arasında derinleşmekte olan ayrışma, her kesim için gerçekleşmekte olan enflasyon oranlarında da farklılıklar doğurmaktadır. Her gelir grubu kendi yaşamakta olduğu enflasyonun Türkiye ortalamasından sapmasını hüsranla izlemekte ve enflasyonla mücadelede yalnızlığa itilmektedir.

Bu savdan hareketle, buradaki çalışmamızın temel çıkış noktası farklı gelir gruplarının tüketim harcamalarının homojen olmaması ve gelir düzeyine bağlı olarak hanehalklarının harcama kalıplarının değişiklik göstermesi gözlemine dayanmaktadır. Bu savı daha önce İktisat ve Toplum Dergisi’nde de dile getirmiş ve 2024 bazlı bir ön çalışma sunmuştuk (Satıoğlu & Yeldan, 2025).

Gelir düzeyi değiştikçe hanehalklarının zorunlu ihtiyaçlar ile lüks tüketim arasındaki harcama dağılımı farklılaşmaktadır. Özellikle düşük gelirli haneler gelirlerinin önemli bir kısmını gıda ve barınma gibi temel ihtiyaçlara ayırırken yüksek gelirli haneler gelirlerini daha geniş bir harcama yelpazesine yaymaktadır. Dolayısıyla belirli mal ve hizmet gruplarında yaşanan fiyat artışları, farklı gelir gruplarını aynı şekilde etkilememektedir. Bu nedenle toplamda tüm Türkiye ortalaması üzerinden hesaplanan toplam TÜFE, enflasyonun toplumun farklı kesimler üzerindeki etkisini tam olarak yansıtmamaktadır.

Katman portaldaki son yazısında Ceyhun Elgin hoca da bu tespitleri vurguluyor ve şu uyarıları bizimle paylaşıyordu:

“Öncelikle resmi enflasyon ile kişisel enflasyon deneyimi arasındaki farkı anlamamız gerekiyor. TÜİK’in açıkladığı yüzde 31,51, Türkiye’de yaşayan her bireyin kişisel enflasyon oranı değildir. Belirli mal ve hizmetlerden oluşan, ağırlıkları hanehalklarının ortalama tüketim davranışına göre belirlenen toplulaştırılmış bir fiyat endeksinin yıllık değişimidir. Zaten başka türlü bir tüketici fiyat endeksi hesaplamak da mümkün değildir. Ancak hiçbir hane bu ortalama sepeti bire bir tüketmez. Gelirinin büyük bölümünü kiraya, gıdaya ve ulaşıma ayıran düşük veya orta gelirli bir aile ile gelirinin daha küçük bölümünü bu kalemlere harcayan yüksek gelirli bir hanenin yaşadığı enflasyon deneyimi aynı değildir.”

Şimdi konumuzun teknik detaylarına geçelim. Gelir gruplarına göre harcama deseni Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) tarafından yıllık olarak yayımlanan Hanehalkı Bütçe Anketi (HBA) serisinden elde edilmektedir. HBA, hanelerin tüketim yapısı ve kalıplarının detaylı bir şekilde analiz edilmesini sağlamakta; buna ek olarak da TÜFE endekslerinde yer alan maddelerin belirlenmesi, ağırlıklarının hesaplanması ve güncellenmesinde de kullanılan temel veri kaynağı olarak kullanılmaktadır. Ankette hanehalklarının belirli bir dönem içerisinde gerçekleştirdiği tüm mal ve hizmet harcamaları, tüketici harcamalarını amaçlarına göre sınıflandıran uluslararası COICOP (v. 2011) sistemine göre 282 harcama kategorisinde detaylı olarak sunulmaktadır. Bu harcama kategorileri TÜİK’in fiyat istatistikleri serisinde yayımladığı toplam 12 ana harcama grubu altında toplanmaktadır.[1]

Çalışmada gelir dilimleri bazında enflasyon hesaplamaları 2019 sonrası yıl sonu (Aralık ayı) verileri kullanılarak gerçekleştirilmiştir. Uygulanan metodoloji ve verilerin derlenmesine ilişkin bilgiler yazının sonuna EK bölümü altında sunulmaktadır.

Burada öncelikle vurgulamamız gereken bir diğer husus, bu çalışmada elde edilen bulguların yeni bir enflasyon hesabı anlamına gelmediğidir. Bu çalışmanın amacı alternatif bir resmî enflasyon göstergesi üretmek veya TÜİK tarafından hesaplanan TÜFE’nin yerine geçebilecek yeni bir fiyat endeksi oluşturmak değil; TÜİK tarafından yayımlanan fiyat değişimlerinden hareketle, farklı gelir gruplarının tüketim yapılarındaki farklılıkların hanelerin maruz kaldığı enflasyon oranları üzerindeki olası etkisinin ortaya konulmasıdır. Burada yapılan çalışma, TÜİK’in resmî enflasyon tahmini ve gene resmi Hanehalkı Bütçe Anketi verilerini kullanarak, ilan edilen enflasyonun gelir gruplarına göre ayrıştırılmasını sağlamaktadır. Bu doğrultuda gelir gruplarına özgü harcama ağırlıkları HBA mikro verilerinden türetilmekte, fiyat değişimleri için ise TÜİK........

© Katman Portal