Yapmama hakkı
Özellikle pazar geceleri üzerimize çöken ya da hafta ortasında bir anda ekranın başında donup kalmamıza sebep olan, çoğu zaman yorgunlukla bulamaç ettiğimiz, kolumuzu bile kıpırdatamayacak kadar bezgin hissettiren duyguyu siz de biliyorsunuz.“Yapmam gereken bir dağ dolusu şey var ama parmağımı bile kıpırdatasım yok.”
Böyle anlarda hemen kendimize yükleniriz. Tembellik mi yapıyoruz, iradesiz miyiz, ne mutlu işimiz gücümüz de var, şükürsüz müyüz, yoksa çağın o meşhur hastalığı burnout’a mı yakalandık? Oysa suçluluk duymadan durabilmeyi çoktan unuttuk. Sistem bizden kesintisiz bir performans, her durumda tüketim ve sürekli bir "erişilebilirlik" bekliyor. Dinlenirken bile bir şeyler başarma, en azından yararlı bir içerik tüketme telaşındayız-tüketmemiz gereken parayı yazıya kapitalizm bulaştırmamak için saymıyorum bile-Hep bir şeyler geçiyor ve biz kaçırıyoruz!
İnsanı yapmama hakkının eşiğine getiren birçok şey büyük seslerle kendini göstermez. Fazlaca yapmışlığın, denemişliğin, yanılmışlığın, haklı ya da haksız çıkmışlığın defalarca test edilmesiyle kendisi gösterir. Yapmama........
