Kubilay’ın çocukları
Bazı şeyler moda gibi. Geliyor, yerleşiyor, bir müddet duruyor, sonra gidiyor.
Balıkesir’de Bağlar Sokağı’nda, oturduğumuz apartmanın bitişiğinde zemin katta, terzi İbrahim Abi vardı.
Siması Yeşilçam’daki karakter oyuncusu Arap Celal’e benzeyen, onun zayıfı bir komşumuzdu.
İbrahim Abi’nin bizden birkaç yaş büyük bir oğlu vardı. O da terziydi. Babasının yanında çalışıyordu.
Oğlunun adını maalesef unuttum. Eğer aynı mahallede oturduğumuz Nasuh telefonuma cevap verirse sorar öğrenirim.
(Nasuh aradı, söyledi, oğlunun adı Şeref’miş.)
O zamanlar İspanyol paça modası var. Otuz santimden daha geniş paçalar. Sokağa girerken, pantolonunun paçası senden önce giriyor.
Ben Balıkesir Müftüsü İsmail Cömert’in oğluyum. İspanyol paça pek giymiyorum. Babam izin vermiyor diye değil, Balıkesir mutaassıp bir şehirdi o zamanlar. Beni bakkalın önünde gazoz içerken gören kasketli bir adamın “Aaa, Müftünün oğlu gazoz içiyor” dediğini işittiğim var. Millet benim pantolonumun paçasına bakıp babam hakkında ileri geri konuşmasın diye.
Terzi İbrahim’in oğlu bir arkadaşıyla konuşuyordu. Ben de dükkânın kapısındayım. Belki de benim pantolonumun paçasının İspanyol olmadığını fark etmiştir.
“Dar paça moda olacakmış diyorlar.”
“Evet, öyle diyorlar.”
“Olursa olsun, ben İspanyol’dan vazgeçmem abi.”
Sandalyede bacak bacak üstüne atmış bir şey teyelliyordu. Eğildi pantolonunun paçasını tuttu şöyle bir salladı.
“Ayakkabının üstünde konuşuyor abi.”
Yeşil........
