Özel okullarda sefalet ücretiyle öğretmen sömürüsü
İktisadi sistemler tarihinde kapitalizmin ilk gelişme aşamalarında emeğiyle geçinenlerin neredeyse sadece hayatta kalabilmelerini sağlayacak çok düşük ücretlerle, yani boğaz tokluğuna çalışmak zorunda kaldıkları dönem, “vahşi kapitalizm” olarak adlandırılır.Acımasız bir emek sömürüsü modeli olarak vahşi kapitalizm uygulamaları, dünyada büyük ölçüde sona erdiAma Türkiye’de özel sektörün pek çok alanında devam ediyor.Özellikle bir örnek vermek gerekirse, en acı ve dramatik biçimiyle, özel okullarda sürüyor.Türkiye’de özel okullarda, öğretmenler, çok ağır ve insanlık dışı şartlarda ve haksız şekilde, günde 8 saat hesabıyla haftada 40 saate kadar varabilen çok uzun sürelerle çalıştırılıyorlar.Bu şekilde haksız ve insafsızca çalıştırılmaları karşısında kendilerine ödenen ise; asgari ücret veya asgari ücret civarında bir maaş. Yani, 28-30 bin lira civarı bir para…Bugün kol gücü ile çalışan bir sıvacı veya kalıpçı ustasının aylık geliri 80.000-120.000 liralar civarında iken; yıllarca eğitim görmüş, dirsek çürütmüş; haftada 40 saate kadar göz nuru ve zihin emeği veren öğretmenlere reva görülen maaş, bu rakamın ancak 4’de biri…Özel okullar, öğretmenleri bu şartlarda zorla mı çalıştırıyorlar? Yani kendilerine angarya mı uyguluyorlar?Hayır?Aralarında bir hizmet sözleşmesi yapılıyor elbette…Ama angarya şartlarından farksız çalışma şartları doğuran bir sözleşme…Peki, özel okullar, “zulüm” denecek şartlardaki bu insafsızca sömürüyü, tamamen başı boş, kendi başlarına buyruk ve denetimsiz bir ortamda mı yapıyorlar?Hayır.Milli Eğitim Bakanlığından, özel eğitim verme hakkı ve özel okul işletme ruhsatı alan okullar; söz konusu sömürüyü açıkça........
