Okulların güvenliği için kapılarına polis mi dikmeliyiz?
Türkiye’de, dün dehşet verici bir olay yaşandı.
Kahramanmaraş, Ayser Çalık Ortaokulu’nda, 14 yaşındaki, 8’inci sınıf öğrencisi bir çocuk, çantasında getirdiği silahlarla iki sınıfa girerek rastgele öğrencilere ateş açtı. 9 öğrenci ve 1 öğretmen olmak üzere 10 kişi hayatını kaybetti, 13 kişi yaralandı. Öğrencinin, polis bir baba ve öğretmen annenin çocuğu olduğu belirtildi.
ABD’de öğrenciler tarafından sıkça gerçekleştirilen okul katliamlarına benzer; önce Şanlıurfa’daki yaralamalı pompalı tüfek saldırısı, sonra Maraşta yaşanan bu katliam ülkede büyük bir şok etkisine yol açtı.
Son yıllarda ciddi bir tırmanış gösteren disiplinsizlik, şiddet, çeteleşme, akran zorbalığı, öğretmenlere ve velilere yönelik şiddet olaylarından sonra yaşanan bu katliam, artık sorunun münferit olaylar düzeyini aştığını ve sistematik bir güvenlik zafiyetine dönüştüğünü açıkça ortaya koyuyor.
Bu noktada karşımızda duran temel ve öncelikli sorun; eğitim düzenini aksatan öğrencilerin ve öğretmenlerin huzurunu bozan ve can güvenliklerini tehlikeye düşüren bu risklere karşı nasıl önlem alınacağı, kısaca okullarda güvenliğin nasıl sağlanacağıdır.
Özellikle Şanlıurfa ve Kahramanmaraş’ta yaşanan iki kanlı saldırının ardından, okullarda güvenliğin sağlanması amacıyla düzenli polis görevlendirilmesi gerektiği yönündeki talepler, eğitim çevrelerinde ve kamuoyunda giderek daha güçlü ve yüksek sesle dile getirilmeye başlandı.
Bu, gerçekten sorunu çözmeye yarar mı?
Bu amaçla polis görevlendirilmesi ilk bakışta caydırıcı gibi görünse de, çok sınırlı etkisi olan ve uzun vadede yanlış sonuçlar doğurabilecek bir uygulama olur.
Okulları güvenlik yönünden daha sorunlu ve sıkıntılı hale getirir ve eğitim ortamını doğal atmosferi ve işleyiş yapısından uzaklaştırır.
Okullar, eğitim kurumlarıdır; çete ve haydut yuvaları değildir........
