menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Ders programıyla öğretmenlere mobbing yapılır mı?

19 0
18.09.2026

Milli Eğitim Bakanlığında görev yapan 1 milyon 50 bin civarında öğretmen; 3 milyon 582 bine ulaşan toplam memur sayısının yaklaşık 0’unu oluşturuyor.

Böylesine devasa boyutlardaki bir personel kitlesi, haliyle; maaş ve özlük hakları, görev tanımları, çalışma şartları ve mesai sürelerine ilişkin sorunlar üzerinden sürekli gündeme gelmekten ve medyada tartışma konusu olmaktan bir türlü kurtulamıyor.

Okulda zorunlu asgari ders verme yükümlülüğü sınıf öğretmenleri için 18, branş öğretmenleri için ise 15 saat. Haftanın 5 gününde, mesai saatleri toplamının 40 saat olduğu düşünülürse; ek ders alma ihtiyacı duymayan öğretmenler için haftada 20-22 saat gibi ders dışı bir zaman kalıyor. Boşa çıkan bu sürede; kurul ve komisyon toplantıları, rehberlik, sosyal etkinlikler, nöbetler ve resmi törenlerin gerektirdiği kısa süreli sorumluluklar dışında öğretmenin fiilen okulda kalmasını gerektiren bir zorunluluk bulunmuyor.

Öğretmenlik mesleğinin Türkiye pratiğinde fiilen oluşan bu çalışma düzeni ile kamu personel rejiminin genel çerçevesi arasındaki farklılık ve uyuşmazlıkları göz ardı etmek mümkün değil. İşte eğitim personelinin çalışma şartları ve görev yükümlülüklerinin yerine getirilmesiyle ilgili serzenişler ve tartışmalar da burada başlıyor.

Öğretmenlerin zorunlu ders yükünün hafta içinde ders saatlerine dağıtılması ve nöbet saatlerinin belirlenmesi, temel bir hoşnutsuzluk kaynağı olarak sürekli sosyal medya postlarında karşımıza çıkan konular. Okul idareleri tarafından bu çerçevede yapılacak program, okulda bulunulacak toplam süreyi etkilediği için; yalnızca pedagojik ve idari bir planlama konusu olmaktan çıkıyor ve “haftalık çalışma sürelerine ilişkin beklentilerin bir türlü tatmin edilememesi” sorununa dönüşüyor.

Bazı eğitim sendikaları, özellikle son günlerde, sosyal medyada okul idarelerinin ders saatleri dağılımını ve nöbet saatlerini belirleyen programları öğretmenler üzerinde “mobbing amaçlı” kullandıklarına dair eleştiri ve tepkilerini içeren bildirileri yaygın biçimde sosyal medyada paylaşmaya ve eylem çağrılarında bulunmaya başladılar.

Anlaşılıyor ki ilk ve ortaöğretimde zorunlu ders yükünün okul idaresi tarafından haftanın olabildiğince 2-3 gününe sıkıştırılarak dağıtılması ve boşa çıkartılan günlerde öğretmenin okula gelmek zorunda kalmaması, önemli bir beklentiye ve fiilen bir standarda dönüşmüş durumda. Buna karşılık derslerin haftanın beş gününe daha dengeli biçimde dağıtılması, çalışma şartlarını kasten ağırlaştıran bir tasarruf, yani doğrudan mobbing olarak algılanıyor.

Bir sendikanın bu konuda yaptığı basın açıklamasının........

© Karar