Çözüm ve seçim
Terör örgütlerine silah bıraktırmanın dünyaca denenmiş yöntemi, siyaset yolunu açmak ve suçların cezalarını bir düzen içinde eritmektir.
Bizdeki yaygın değişimiyle “dağda kurşun sıkacağına ovada siyaset yapsın” söylemi.
Ancak tabii ki mesele böyle ağızdan çıktığı kadar basit ve kolay değildir. Hele de terör örgütü, sadece silahlı değil, aynı zamanda klasik demokrasiyi reddeden totaliter bir örgütse…
Sağlam bir “çözüm” için mutlaka “en geniş mutabakat” gerekir ama bizde iktidar, kendi gücünü tahkim etmeye, ana muhalefeti ezmeye çalışıyor.
Evvela, PKK’nın bütün unsurlarıyla silah bıraktığının tam tespiti ve bunun MGK tarafından Resmi Gazete’de açıklanmasından sonra uygulamanın başlayacak olması doğru bir ön şarttır.
Meclis’e sunulan Teklif, ılımlı, ölçülü bir metin. Fakat satıhta böyle…
Seçim sonrasına ertelenen konular bilinmediği gibi, Teklif metninde de boşluklar, çelişkiler var.
Teklife göre, “PKK/KCK terör örgütünü kurma veya yönetme, örgüte üye olma veya bilerek ve isteyerek yardım etme ve örgütün propagandasını yapma suçları” bu kanundan yararlanacak. (Madde1/2)
Fakat adam öldürme suçları ile 1 Haziran 2005 öncesi işlenmiş ağır müebbetlik suçlar bu kanundan yararlanamayacak… (Madde 3)
Cumhurbaşkanı Yardımcısı Başkanlığında kurulacak siyasi-bürokratik Kurul’un yetkileri de tartışılmalıdır.
AİHM’nin kararlarına ve Bahçeli’ye rağmen tahliye edilmeyen Selahattin Demirtaş’ı önümüzdeki yıllardan........
