Fon krizinin temelindeki hırs
Bugünlerde insanoğlunun belki de en temel güdülerinden biri olan “hırs” üzerinde durmakta fayda var çünkü hırs iki uçlu bir güdü ve bu yönüyle insanı başarıya da ulaştırabiliyor, çöküşe de götürebiliyor. Görmeyi bilenler, yaşanan fon krizinin temelinde bile “hırs” güdüsünü açıkça görmüşlerdir zaten. Ben de bugün bu konulara ilgi duyanlar için mal hırsı özelinde hırsı yazacağım.
Hırs, Arapça bir sözcük ama dilimizde yüzyıllardır kullanılıyor. TDK, Türkçe Sözlük’te “Bir şeyi elde etmek için duyulan, önüne geçilmez derecede kuvvetli istek, aşırı tutku.” anlamı veriliyor hırsa. İkinci anlamı da var: Öfke. Kısaca Arapça kökenli bu sözcük, bugünkü kullanımında bile iki boyutlu bir sözcük olarak yer alıyor. Birinci boyutu başarma, motivasyon etkisi yapıyor; ikinci boyutu ise öfke ve hatta çöküş. Eğer kelimenin Arapça kökenine de bakarsanız bir kıssa ile karşılaşıyorsunuz. Kıssada başarma güdüsünün aşırıya gittiği anda nasıl çöküşe evrildiği, o dönem insanlarının anlayacakları dilden çok güzel aktarılmış, kıssa şöyle:
“Hırs sözcüğünün kökenindeki kelime olan “harese” çölde yetişen, sert, zehirli ve çok keskin bir tür çöl dikenidir (deve dikeni olarak da bilinir).Çölün kavurucu sıcağında ve kıtlığında yol alan deve, gördüğü bu dikeni yemeye başlar. Diken o kadar sert ve keskindir ki deveden kan gelmeye başlar, devenin damakları ve ağzı parçalanır. Ancak devenin kanı sıcak ve tuzludur. Kendi kanının tadını........
