menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

New York’ta Filistin damgası

19 0
yesterday

Bu yıl 81’incisi düzenlenen Birleşmiş Milletler Genel Kurulu, ne kadar sembolik görülürse görülsün, gerek katılımcıları gerek diplomatik işlevi açısından hâlâ önemli. Dünyaya barış getirmek ya da barışı korumak gibi iddialı hedeflerinin çok uzağında kalsa da BM’nin sadece yıllık toplantısı bile küresel diplomasi ve eşitler arası ilişki anlamında hiç de küçümsenecek bir olay değil.

Tabii bu hafta New York’ta olup biteni anlamak için hayatında ilk kez Türk Evi’nin BM binasına ne kadar yakın olduğunu görüp hayret nidalarıyla Amerika’yı keşfedenleri kendi heyecanları ile baş başa bırakıp gazetecilik adına müzikler eşliğinde yayınlanan videoları da kaydırarak ilerlemek gerek.

BM’nin fonksiyonunu, mevcut yapısını ve neredeyse bir asır öncesini temsil eden karar mekanizmasını eleştirmek normal ve gerekli. Ancak BM’nin varlığını sorgularken fotoğrafta hiç olmadığı bir çerçeveyi de düşünmek gerek. AB ve NATO gibi fonksiyonel kurumlara üye olmayan birçok orta ve küçük ölçekli ülkenin uluslararası varlık gösterip diğer üyelerle temas ettiği, Genel Kurul vesilesiyle tüm dünyaya seslenebildiği tek platform hala BM kürsüsü. Mevcut yapıyı topa tutmak için harcanan paranın yerindeliğinden diplomatik misyonuna kadar onlarca eleştirilecek nokta var. Ancak mevcut sistemde Trump’ın kibrine ve Mahmud Abbas’a vize verilmemesine rağmen İran dahil dünya temsilcilerinin kendisini anlattığı bir platform olarak hala anlamlı. ABD Abbas’a vize vermedi ama Genel Kurul 152 oyla cideo ile konuşmasını onayladı. Sistemin arızalarının temelinde ise ABD’nin veto gücünü istediği gibi kullanmasının ötesinde diğer ülkelerin Abbas’ı dinlemek için Cenevre’de alternatif toplantı düzenlemek gibi işlevsel bir alternatif geliştirmiyor olmaları yatıyor. Bir araba firmasının reklamına benzeyecek ama daha iyisi gelene kadar eldeki........

© Karar