Mahkeme salonunda CHP’yi bekleyen risk
Türk siyasi tarihi sandık sonuçları kadar mahkeme salonlarından yapılan müdahalelerin tarihi. Cumhuriyetin kendisi kadar eski bir yargı üzerinden hesaplaşma sicilimiz var.
İşin üzücü tarafı toplumu, siyaseti, ülkeyi yargı ile dizayn etme ve iktidardaki isimlerin ya da rejimin ikbalini hukukun önüne koyma geleneği azalmadan devam ediyor. Takrir-i Sükun Kanununu uygulamak için kurulan İstiklal Mahkemelerinden, İzmir Suikastı davasında siyasi muhaliflerin tasfiyesine, Yassıada’da Menderes ve arkadaşlarının siyasi gerekçelerinin yanında bebek ve köpek iddianameleri ile yargılanmasından, 12 Eylül davalarına, DEP Milletvekillerinin hakim önüne çıkarılmasından, seçilmiş başbakan rahmetli Necmettin Erbakan’ın alnında ter damlacıkları ile savunma yapmasına, Ergenekon, Balyoz ve Gezi yargılamalarına kadar bir nefeste onlarca örnek sayılabilir. İdamlar, kapanan partiler, koğuşlara giren siyasiler.
Tabii her dönem yargılananın meşrebine göre savcı ya da avukat cübbesini giyen basın da var oldu. Yukarıdaki listenin hepsinin bağlamı, iddialar, muhatapların konumları değişse de asıl amacın siyaseti, toplumu, güç dağılımını hukuk üzerinden dizayn olduğu gerçeği çok değişmiyor.
Pazartesi günü Silivri’de başlayan Ekrem İmamoğlu davası da iddianamede ne yazdığından bağımsız olarak kendisini bu listeye yazdırdı. Kaldı ki araştırmalarda son bir yıldır istikrarlı bir şekilde toplumun üçte ikisi davaların siyasi olduğunu düşünüyor. Aritmetik olarak bu sonuç ancak iktidar partisine oy verenlerin bir kısmının da bu görüşte olması ile mümkün.
Nitekim davanın başlangıcı da mahkeme heyetiyle yaşanan gerilimler de şimdiye kadar yapılan savunmalar da bu algıyı teyit etti. Türkiye’yi bir kenara bırakın dünyanın hiçbir yerinde İstanbul gibi bir şehrin, üstelik ülkenin en güçlü siyasi figürlerinden birinin, kendisini cumhurbaşkanı adayı olarak ilan........
