Devlet Aklı deyince temize mi çıkıyor?
Devlet aklı ya da raison d’état en basit şekilde devletin devamlılığını ve uzun vadeli çıkarlarını gözeten, bireylerin kişisel önceliklerinden bağımsız bir hafızayı ve karar alma mekanizmasını tarif eder. Bu tanım devletin çıkarları için gerektiğinde hukuki, ahlaki ilkelerden sapmayı da meşrulaştırır. Çünkü asıl olan devlettir. O yoksa hukuk da ahlak da nihayetinde millet de olmaz. Peki bu çıkarları tarif eden kimdir, çıkarlar kime göre belirlenir, hangi kısa vadeli kararlar aslında mevcut iktidarın ya da bireylerin değil de dar anlamda devletin geniş anlamda toplumun uzun vadeli bekası içindir soruları tartışmaya açık.
Bireye gerektiği gibi kıymet verilmeyen Türkiye gibi toplumlarda süreçleri açıklamak için cemaat büyükleri, devlet aklı, dış güçler gibi amorf, sınırları, kapsamı, öncelikleri belirsiz, sorgulanamayan, doğrulanması imkânı bulunmayan yapılara başvurulması adetten. Cemaatlerde ya da kapalı yapılarda irrasyonel kararları meşrulaştırmanın bir yolu “sizin bilmediğiniz şeyler var” demekten geçer. Her bilinmezi ya da açıkça sahiplenilemeyen, asgari bilgi ve akılla kabullenilemeyen gelişmeleri açıklarken “bilmediğiniz şeyler var”ın daha sofistike hali “devlet aklının bir planı var” diyerek işin içinden çıkmak. Öyle bir kılıf ki içine hangi minareyi koysan sığar.
Bu yolu en son dillendiren Kemal Kılıçdaroğlu’na yakın isimlerden Bülent Kuşoğlu oldu. Cansu Çamlıbel mülakatından sonra Kılıçdaroğlu’nun genel başkan yardımcısı olarak ilan ettiği Kuşoğlu “Devlet aklı”ndan ben devlette çalışanların, devlet bürokrasisinin aklını anlıyorum. Bunlar isimlendirilemez. Güvenlik konularında, maliye ve hazineyi ilgilendiren konularda oturdukları koltuklar dolayısıyla, kendilerine gelen bilgiler, yaptıkları değerlendirmeler........
