menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Yaz yağmuru ya da çehrenin çok düzgün bademi

44 0
yesterday

Temmuz ayında yağmurla buluşan her şehir şanslıdır. Şeyh Galip’in etkisini anlatmak için kişileştirdiği temmuz, yaman yalımlarıyla her nesne ve köşeyi sarmakla yetinmez dilimize ‘eyyam- ı bahûr’ diye yerleşen deyimi de yaratır. Onun gelişiyle, nazlı hışmıyla hemen her şey değişir hayatın peltekliği gider bir anlığına insanoğlunun unuttuğu yaşama şevki geri döner. Dahası, Ahmet Hamdi Tanpınar benzeri yazarlar, yaz yağmurunu şuurun girdaplarında gezdire gezdire bir dekor olmaktan çıkarırlar kadın ile erkek arasında alışkanlıklardan dokunmuş, zamanla eprimiş hayat kumaşının dokusu görülsün diye aramıza silkeleyiverirler. Tanpınar’ın ‘Yaz Yağmuru’ öyküden çok novellaya yaraşan hacmiyle yağmuru tabiatın ötesine taşır. ‘Bu yağmurlu yaz sabahında konuşacak bir insan bulduğuna memnundu’ ifadesi bile, yağmur sesiyle insan sesini buluşturur, bir süre sonra kadın ile erkek arasında gidip gelen var olma iştiyakının içlenişi yapılır. Yüz, kadın yüzü, ‘çehrenin çok düzgün bademi’ olarak vasıflandırılırken ‘hayatına bütün müdahalesi kendi kendisini göz hapsine almaktan ileriye gitmiyordu’ dediği erkeğin bakışı, ötekine nazar kılınır, özgürlük ve çıkış kapısı yapılır.

Yağ yağmurunun sürprizi alabildiğine çocuksudur aslında. İnsan çokça onun altında kalmak son kemiğine dek ıslanmak da ister. Kış ya da bahar yağmurundaki ciddiyet yoktur onda. Biraz şakacı çokça da oyunbazdır. İlkin şairler dipten........

© Karar