menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Ay ne zaman doğar güneş nasıl batar yıldızlar nereden görünür? Ya da...

46 0
19.05.2026

İğde dalları türküde olduğu gibi alabildiğine yerde. Tabiata, bahara secde edercesine vecd halinde o turuncu borulardan nefes saçıyorlar. Una bulanmış gibi donuk gri yaprakları zeytinlere özeniyor. Akasyalar sanki bin yıl yaşamış gövdelerinin sertliğine inat yumuşak kokularını alımlı bir dişinin küpe darbeleri gibi sağa sola bırakıyorlar. Şehrin karşı kıyısında yumaklanmış ve bir ipek halı halinde yuvarlanmış sabah sisi yelkovan kuşlarına göz kırpıyor. İyice kulak kesildiğinde dipte zor uyanan bir kadının nazı sıkıca yorganı tutmuş bırakmak istemiyor. Oysa hayat durmayacak ve tekniği ilerlemiş makine halinde dönmeye başlayacak. O bunu ve ötesini duyup hissediyor. İğde borularına meftunluğun akasya güllerine düşkünlüğün ne olduğunu da biliyor. İçten içe, yeri mi şimdi diyor, yeri mi ‘ay ne zaman doğar, güneş nasıl batar, yıldızlar nereden diye görünür’ diye sormanın yeri mi? İnsan ki sevgi dilencisi gibi boynu bükük vaktin eteklerine el açtığında şehrin hemen her yerinde hareket eden metal düzeneklerin de kurbanı olmaya başlar. Ay, yıldız, güneş, iğde, akasya yıllardır savaşmış ve melekelerini yitirmiş bir askerin postalıyla ezilir.

Metal düzenekler sadece fabrikaları, binaları, yolları, metro istasyonlarını, limanları, tünelleri değil aşama aşama insanın elini, parmaklarını, göz kapakları, omuzları, sinir uçları, kalbi, damarları ve elbette ruhunu da kaplar. Bir süre sonra durup bekleyen, hareket edip dönen, uçup konan, nefes alıp veren hemen her şey........

© Karar