menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Andre Gide’in Günlüklerini okurken...*

43 0
15.09.2026

Andre Gide’in ‘Günlük’leri nihayet Orçun Türkay çevirisiyle tamamlandı. İlk cilt 1887-1925 arasındaki notlardan oluşuyordu. İkinci cilt ise 1926- 1950 yıllarına yayılıyor. İlk elde düşünüyor insan hangi zaman dilimi daha ilginç ve çalkantılı diye. 1887’den 1925’e akan vakitte sanki sadece dünya değil evren fikri de değişiyor. Ne var ki 2. Dünya Savaşı ve sonrası da az baş döndürücü değil. Sonuçta ‘Günlük’ Andre Gide’nin elinden çıkmış olsa bile yazılan Fransa’dır. 1887-1950 arası Fransa dünyada ne rol oynamışsa Andre Gide’in gidiş gelişlerinde de o vardır. Âdeta mabet karakterli bir merkezdir Fransa bu dönemde. Gide yer yer yükselen vücut ve ruh ateşini dindirmek için çareyi Fransa’nın kollarına atılmakta bulur.

Hep düşünürüm. Günlük bu denli kritik bir metin olduğu halde biz niye onda mesafe alamadık diye sorarım. Günlük tutmak sadece bireysel değildir. Toplum ve tarih ilişkilerinin de ona açılması gerekir. Bizde saklama, örtme, dolaylı konuşma, ima esastır. Fakat dünya değişirken insan da değişir. Bir insanın çıplaklığı çoğu zaman toplumun bedenini giyer. Martine Sagaert’in hazırlayıp notladığı 2. Ciltte, Gide ile beraber Fransayı buluyorsak, günlük ile batı kültürü arasındaki organik uyumu da hatırda tutmamız gerekir. Çokluk fikri daha günlüklerin başında bir Fransa eleştirisi olarak karşımıza çıkıyor. Otomobille Auxerre şehrine giden yazar kenti modernleşmiş bulurken gözle görülür bir bolluktan söz eder. Bu bolluğun kültürdeki........

© Karar