“Hukuk”tan “milli irade”ye, eriyip giden değerler
Birçoğu artık ya potansiyel ya da bilfiil Yeni Partili ve eski CHP’li belediyelere yönelik arkası kesilmeyen operasyonlar hukukun temel direklerini sarsarken, en ziyade “milli irade” ortak paydasını yerle bir ediyor. Mülkiye müfettişlerinin denetimi ve raporları olmaksızın gizli tanıklar üzerine kurulan ve artık nasıl işlediği de aşikar hale gelen bir kolay yolla bütün belediye başkanları hapse gönderiliyor. O kadar ki, İstanbul’da artık en çok belediye başkanı Yeni Parti, CHP ya da AK Parti değil Silivri Cezaevi tabelası altında ikamet etmektedir.
Hepsi seçilmiş, kora kor mücadele ederek seçmenin teveccühünü kazanmış başkanlar hapishanede televizyon izleyerek, ziyaretçi kabul ederek yargılanmayı bekliyor. Öte yandan, 19 Mart’ta İstanbul’da Ekrem İmamoğlu’yla başlayan operasyonlar ülkenin her tarafına yayılarak devam ediyor.
Bir an yerel seçim öncesi atmosferi düşünün…
Kazanmak için yapılan ince siyasi hesaplar, vaatler, planlar, projeler, halkı kucaklama çabaları ve böylelikle yerelde iktidar olma yarışı vardı. O yarıştan eser kalmadı ve günün birinde hiç de ince olmayan hamleler zinciriyle adil yarışma ortamı dağıtıldı. Bir gizli tanık ifadesi bir büyükşehirin, bir şehrin veya ilçenin ortak kararının üzerine geldi oturdu.
Hukukun üstünlüğü, yargı bağımsızlığı gibi temel değerler çoktan erimeye........
