İş ve ticarette ahlâkın temeli merhamet
İslâm öncesi Mekke kentinde Câhiliye zorbalığı, maddecilik, zenginlerin yoksullar üzerinde kurduğu tahakküm bu kentin eşrafının baskın özellikleriydi. Ignaz Goldziher, ‘Le dogme et la loi de l’Islam’ başlığıyla Fransızcaya çevrilen eserinde (s. 4) “yoksulların ezilmesi, zenginlerin açgözlülükleri ve iş hayatındaki sahtekârlıkları, toplumsal huzura ve insanî ödevlere karşı ilgisizlikleri” gibi toplumsal sorunların, Hz. Muhammed’in ruhunda peygamberlikten önce de derin tesirler uyandırdığını yazar. Bu nedenle İslam’ın Mekke döneminde iş ve ticaret ahlâkının temelini oluşturan genel ahlâk ilkeleri konmuş, Müslümanların toplumsal hayata geçmeye başladığı Medine döneminde ise hukukî düzenlemeler getirilmiştir.
Genel olarak kanaat, tevekkül, sabır, şükür, rıza, takva gibi bireysel erdemlere dair çok sayıda ayet ve hadis, iş ve ticaret hayatıyla da yakından ilgilidir. Bunun yanında sosyal ilişkileri düzenleyen adalet, doğruluk ve dürüstlük, ahde vefa, merhamet, yardımlaşma, hoşgörü, af, infak, ihsan gibi ahlâk konularıyla ilgili ilâhî ve nebevî mesajlar iş ve ticaret ahlâkının da bağlayıcı prensiplerini oluşturur.
Kur’an-ı Kerîm ‘dünyevileşme’yi reddetmekle birlikte din ve dünya işleri arasında makul bir denge kurulmasını istediğini gösteren çok sayıda ayet ve hadis........
