Hukuku bu kadar yok ederseniz fukaralıktan asla kurtulamayız
Kendi ayağına kurşun sıkmaktan yorulmayan bir ülkede yaşıyor olmak, öylesine vicdan yaralayıcı bir durum ki kelimelerle tarif etmekten bile hicap duyuyorum.
Neredeyse her yazıda tekrar tekrar altını çizmekten yorulmuş olsam da bir kez daha hatırlatmakta yarar var. Makamı, mevkii ne olursa olsun hiç kimse yasalar karşısında bir ayrıcalığa sahip değildir. Suç isnadına muhatap olan herkes, tedbir amaçlı olarak tutuklanabilir ve yargılanabilir.
Ama aylarca, yıllarca bir iddianame bile hazırlanmadan insanların tutukluluğa mahkum edilerek özgürlüklerinden mahrum bırakılmasını hukuk devleti anlayışı ile izah etmek mümkün değildir.
Vicdan sahibi olan herkes, 2025/19 Mart’ta İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun bir siyaset mühendisliği ikliminde gece yarısı operasyonuyla gözaltına alınıp tutuklanarak hapse atıldığı günden bu yana adaletin başına gelenleri hakkaniyetle düşünmelidir.
Eğer ‘hukuk devleti’nin ne demek olduğunu, bağımsız yargının ne anlama geldiğini bilen bir hukukçu varsa memlekette, artık bir rutine dönüşen belediye operasyonlarında sergilenen konvoylar halindeki gözaltı görüntülerini bize izah etsin.
Hukuk insanları, yargıçlar, bu görüntülerin Türkiye’yi dünyada hukuksal anlamda nasıl bir fotoğraf karesine yerleştireceğini hiç düşünürler mi acaba?
Zira dünyanın hiçbir ülkesinde gerek yolsuzluk operasyonu ile ilgili davalarda gerekse başka tür operasyonlarda Türkiye’dekine benzer görüntülere rastlamak mümkün değil. İkinci Dünya Savaşı’nın yaşandığı acılı günlerinden kalan böyle fotoğraflar........
