İktisadi problemlere “neden” olanlar aynı problemlere “çare” olabilir mi?
Aylardır devam eden İran-ABD Savaşı ve süre açısından l.Dünya Savaşı’ndan daha uzun bir zaman aralığında, yıllardır süregelen Rusya-Ukrayna Savaşı, geride bıraktığımız hafta itibariyle artık bambaşka formlara evrilmiş durumdalar.
Yemenli Husilerin savaşa artık doğrudan taraf olup küresel petrol akışının %4’lük kısmını dünyaya arz eden doğu-batı boru hattını vurmaları ve Bab-el Mendeb’de tam kontrol sağlamaları bundan sonraki gidişat açısından çok büyük önem arz ediyor.
Kuzeyde de durum her geçen gün kötüye gidiyor. Rusya’da ayakta duran doğru düzgün enerji tesisi bırakmadıktan sonra hızını alamayıp artık benzin istasyonlarına bile saldıran Ukrayna’yı doğrudan Trump uyarmak zorunda kaldı.
Petrol fiyatlarının 100 dolar seviyesini aşıp tırmanışına devam ettiği bu günlerde enflasyon, başta savaşın içindeki ülkelerde olmak üzere, tüm dünyada hanehalkının iktisadi açıdan boğazına yapışmış durumda.
İlerleyen günlerde petrol arzı eksikliğinden kaynaklı en büyük problemler, Güneydoğu Asya’nın tüm dünya için “ucuza üreten” ülkelerinde ortaya çıkacak gibi duruyor. Enerji kıtlığı ve yükselen fiyatlar sebebiyle, dünyanın üretimhanesi haline gelen bu coğrafyadan çıkışlı ürünlerden kaynaklanan ve küresel çapta hissedilecek bir enflasyon dalgasıyla karşılaşma ihtimalimiz çok yüksek.
En önemli enerji aktarım güzergahı olan Hürmüz’de savaş bitmezse, Güneydoğu Asya’da ortaya çıkması beklenen ve toparlanmasının pek kolay olmayacağı anlaşılan bu sürecin dünyaya nasıl bir fatura çıkaracağını hesaplamak şimdilik çok zor. Bununla beraber, son on yıllık süreçte kapasitesini sonuna kadar kullanarak üretim yapmaya çalışan, önemli derecede büyüme oranları yakalayan, ucuz işçilik ve hızlı teknolojik entegrasyondan ötürü dünyanın fabrikasına dönüşen bu coğrafyada; büyük bir işsizlik dalgası, küçülme ve nihayetinde siyasal bunalımlar karşımıza çıkabilir.
Elbette problemli beklentiler sadece bu coğrafyayla alakalı değil. Gelişmiş ülkeler tarafında da sıkıntılar her gün artarak devam ediyor. Aynı anda hem devletlerin hem şirketlerin hem de hanehalkının finansal kaynaklara olan ihtiyacının hızla arttığı bir dönemde faizlerin tekrar yukarıya hareketlenmesi yatırımlardan borç servisine kadar her alanda sıkışmaya neden oluyor.
Bir yanda ödenemez hale gelen kamu borçlarına diğer yanda yapay zekanın bitmek bilmeyen yatırım ihtiyaçlarına bu denli yüksek faizin hüküm sürdüğü bir ortamda uygun maliyetli kaynak bulmak her geçen daha........
