Macarlar ümidi seçti, yarın Türkler neyi seçer?
Pazar günü elimdeki telefona boş boş bakarken önüme büyük İtalyan düşünür ve yazar Umberto Eco’nun bir konuşmasından kısa bir pasaj düştü.
Gündelik hayatın müthiş bir gözlemcisi olan Eco, “Aşk” diyordu, “Müthiş seçicidir ve sınırlayıcıdır.”Sonra devam ediyordu: “Eğer sana aşıksam sen de bana aşık olmalısın. Başkasına aşık olmanı da, başkasının sana aşık olmasını da istemiyorum.”
Ama Eco’nun gözlemi burada bitmiyordu:
“Yani aşk, insan ilişkilerine sınır koyar. Buna karşılık nefret çok cömerttir. Herkesten, koca koca topluluklardan nefret edebilirsiniz. Sınırı yoktur. Zaten bu yüzden politikacılardan birbirini sevmenize dair öğütler duymazsınız, tam tersine kimden neden nefret etmeniz gerektiğini duyarsınız hep.”
Çok basit, hepimizin gündelik hayatımızdan zaten bildiğimiz, zaten her gün yaşadığımız bir şeyin böyle ifade edilmesi Umberto Eco’yı büyük yapan şeydi.
Eco, konuşmasının sonunda nefretle mücadelenin yegane yolunun mizah olduğunu söylüyordu.Nitekim onun bu gözlemi yaparken kullandığı yöntemle bazı usta mizahçıların bizi güldürürken kullandığı yöntem aynı aslında. Gündelik hayatımızdan, artık bize sıradan gibi gelen bir şeyi alıp o şeyin aslında normal olmadığını bize göstermek, mesela Cem Yılmaz’ın, mesela ülkemizde hayranlıkla izlediğim kadın komedyenlerin ustalıkla yaptığı bir........
