menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Karamsar olmayayım diyorum ama durum sandığımız gibi değil

66 0
latest

Türkiye, bundan 26 yıl önce 19 Şubat 2001’de bugün adına “2001 Krizi” dediğimiz büyük ekonomik krize girdi.

Krizin yaşanmasının en büyük nedeni, zaten kırılgan bir üç partili koalisyon olan hükümetin IMF ile birlikte yürüttüğü ekonomik programda sınıra dayanmasıydı.

Bugünden farklı olarak o zaman Türkiye’de ciddi miktarda yabancı parası, TL tahvillerde duruyordu. 19 Şubat’tan başlayarak en önce yabancılar, ardından Türkler tahvillerini satmaya ve Merkez Bankası’ndan dolar talep etmeye başladı. Ortada bu talebi karşılayacak kadar TL yoktu, gecelik faizler uzaya fırladı.

Türkiye 21 Şubat’ta mecbur kaldı, IMF ile olan ve doların (bugün adı konmadan olduğu gibi) sürüklenen bir çapaya bağlı kalmasını öngören programı bozdu, dövizde serbest dalgalanma rejimine geçti. Bir anda doların fiyatı da uzaya kadar yükseldi.

O kırılgan hükümet son derece radikal bir karar alıp krizi çözmek üzere dışarıdan bir uzman ismi, Kemal Derviş’i Türkiye’ye getirdi. Derviş, Ankara’ya kriz başladıktan 14 gün sonra, 3 Mart günü geldi ve Hazineden Sorumlu Devlet Bakanı olarak göreve atandı.

Aynı Kemal Derviş, göreve başladıktan sadece 10 gün sonra, 14 Mart günü krizden yalnızca çıkışın değil Türkiye’yi güçlü bir ekonomik büyüme ve düşük enflasyon sürecine sokacak program olan “Güçlü Ekonomiye Geçiş” programını açıkladı.

Türkiye, o çok zayıf denen, alay konusu olan kırılgan üçlü koalisyonda, başlayan krize teşhis koymuş, çözümün yol haritasını da daha krizin birinci ayı dolmadan açıklamıştı.

Kemal Derviş’in hızla krizi çözmek üzere getirilmesi, onun da programını açıklamasıyla bir yandan serbest piyasada dolar düşmeye başlamış, bir yandan da borsa yükselişe geçmişti. Derviş programının kararlılıkla uygulanması, o dönem için oldukça........

© Karar