menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

15 Temmuz: Öncesi, o günü ve sonrası

58 0
16.07.2026

Bodrum’daki yazlık evimizdeydim. Ertesi sabah çok erken bir uçakla İstanbul’a gidecektim; son üç gecedir de feci uykusuzdum. O gece erkenden, saat 21.00 gibi yatağa girdim, uyumaya çalışıyorum.

Telefonum çaldı, arayan İstanbul’dan bir arkadaşım. Panik hâlinde, “Oğlum, ne oluyor?” diye sordu. Bilmiyordum ne olduğunu, “Darbe oluyor galiba” dedi. “Hadi oradan” diye cevap verdim, “Bu saatte darbe mi olur?”

Hemen televizyonun başına geçtim, haber kanallarına bakıyorum. Nihayet bir tanesinde İstanbul’da Boğaziçi Köprüsü’nün bir tarafının askerlerce kapatıldığı ama öteki tarafın serbestçe aktığı görüntülere denk geldim.

Hepimiz o geceyi yaşadık. Gerçekten ortada bir darbe teşebbüsü olduğunu kısa sürede anladım. İçim öfkeyle doldu ama bir yandan da ümitliydim; böyle saçma sapan ve plansız bir darbe girişimi başarılı olamazdı.

O gece çok ağır bir bedel ödendi ve darbe başarısız oldu. İstanbul’da olsam, o öfkeyle ben de sokağa çıkanlar arasında olurdum.

Fakat aradan 10 yıl geçtiğine göre, 15 Temmuz’u bugün çok daha serinkanlı konuşabilmeliyiz. Çünkü 15 Temmuz’un kendisi çok büyük bir felaketti ama biz bu felaketin bize yarattığı imkânı çok kötü değerlendirdik, çok kötü değerlendirmeye devam ediyoruz.

Bir kere 15 Temmuz’un öncesi var.

Kendilerine ait özel bir dizi amaçları olduğu hiç de gizli saklı olmayan bir dinî örgütün bu denli büyümesini, bu denli devletin en kritik noktalarına kadar gelebilmesini, ülkenin Genelkurmay Başkanı’ndan Dışişleri Bakanı ve Başbakanı’na kadar bütün kritik isimlerinin telefonlarını ve odalarını her gün düzenli biçimde dinlemesini, ekonomide neredeyse bir tekel oluşturmaya başlamasını, silahlı kuvvetlerin önemli bir bölümünü askerî darbe gibi bir çılgınlığa karıştırmasını, polisin ve adliyenin neredeyse tamamında........

© Karar