En pahalı fiyasko
Trump ve adamları son zamanlarda bizi -ve bizim gibi ülkeleri- sürekli övüyorlar. Doğal olarak da en fazla iktidar sahiplerine yöneltiyorlar övgülerini. Son olarak, ABD Türkiye Büyükelçisi Barrack’ın tuhaf sözleri gündeme geldi. “Bu coğrafyada insanlar bir tek güçten anlıyor. Onun için burası için en uygun yönetim modeli güçlü liderlik rejimleridir” şeklindeki açıklaması tepki çeken Büyükelçi, Fox News’a verdiği mülakatta bu sefer kendisini şöyle savundu:
“Arap Baharı sonrası Batı tipi demokrasiyi hızla benimsemeye çalışan ülkelerin çoğu kaosa, iç savaşa veya yeni otoriterlik biçimlerine sürüklendi. Buna karşılık Körfez monarşileri gibi istikrarlı ve sonuç odaklı yönetimler güvenlik, ekonomik büyüme, modernleşme ve yaşam standartlarında gerçek iyileşmeler sağladı. İsrail bölgede canlı bir demokrasi olarak dikkat çeken bir istisnadır.”
Büyükelçi, bu coğrafyada “fazla demokrasinin” başarı şansının olmadığı görüşünü savunma ve temellendirme sadedinde Körfez monarşileri dışında Türkiye’yi de örnek olarak gösteriyor: “Türkiye başkanlık sistemi ve düzenli çok partili seçimlerle, Başkan Erdoğan liderliğinde güçlü merkezi yönetimin istikrar, ekonomik dinamizm ve iddialı bölgesel etki sağlayabildiğini gösteriyor.” (Çevirinin kaynağı: serbestiyet.com)
Anlaşıldığına göre, yeni bir “model olarak gösterilme” sınavına sokmak istiyorlar bizi. Övgülerin dozu bu kadar yüksek olunca insan ister istemez “Bayram değil seyran değil, bu işin arkasında ne var acaba” diye düşünüyor. Övgülerin dozu o kadar yüksek ki The Wall Street Journal bile Trump’ın elçisini “Fazla Türkiye yanlısı” diye eleştirdi.
Şimdiki büyükelçinin seleflerinden farklı bir dil kullandığı muhakkak ama kendisini “Türkiye yanlısı” olarak tarif etmek için........
