menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Dilinizi tutun kimliklerinizi uzatın

97 0
19.09.2026

Bir önceki hafta bu sütunda çıkan Cumartesi yazısında (“Hakkı Paşa’nın Deniz Göktaş’a selamı var”) genç bir komedyenin başına gelenlere değinmiştik. Ardından da yüz küsur yıl önce kendisine ve hükümetine yönelik sert yayınlar yapan mizah dergisini “Bunlar çok güzel karikatürler. Bu güzel şeylere nasıl kıyarız” diye himaye eden dönemin başvekilinin tutumunu hatırlatmıştık.

Ne yazık ki bugünlerde toplumun da siyaset kurumunun da “tahammül çıtası” çok düştü. Her şeyden nem kapıyor insanlar. Siyasi atmosfer zaten ayrı alem. Bir de dikkat ederseniz, tahammül sınırını aşan mizah örnekleri çoğunlukla “kimlikleri dile dolayanlar” oluyor. Etnik ve dini kimlikler özellikle… Hatta siyasi kimlikler bile sıkı koruma altında şimdilerde.

“Kimliklerin dokunulmazlığı” yalnızca bizde değil, son dönemlerde Amerika’da ve Avrupa’da da ciddi bir hassasiyet konusu. O kadar ki bu ülkelerde özellikle mikro kimliklerin korunması yolunda gösterilen iyi niyetli titizlik bazı toplum kesimlerinde “üst kimlikleri çözmeye yönelik komplo” kuşkusu uyandırdı. Woke ideolojisi denilen bu sol-liberal yaklaşım, kendi arzusunun aksi yönünde bir sonuca yol açtı. Amerika’da Trumpizm’i, Avrupa’da aşırı sağı besleyen toplumsal tepkinin altındaki unsurlardan biri oldu. Bizde de benzer bir anlayışın popülist siyasetin değirmenine su taşıdığı eleştirisi öteden beri yapılıyor.

Ancak bu tartışmalar bir yana, grup kimliklerinin siyasî ve hukukî statüleri bağlamında toplumsal hassasiyet konusu olması daha çok modern devirlerin meselesi. Demek ki modernitenin getirdiği yeni bir sosyolojik iklim belirleyici burada.

Geleneksel toplumlarda kişilerin alt grup aidiyetleri muhafaza altına alınması gereken değerler olarak pek görülmezdi. En azından bugünkü ölçülerde... Özellikle Avrupa dillerinde etnik ve dini kimliklere yönelik aşağılayıcı deyimler haddinden fazladır. İngilizcede mesela Hollandalılar hakkında çok sayıda olumsuz ifade var. İki ülkenin 17. yüzyıldan itibaren uluslararası siyasette ve ticarette sıkı rakipler olması bunun en önemli sebebi olmalı.

“İngilizlerin önyargılarının tarihi, İngiliz dilinin içine kazınmıştır” diyen Mark Forsyth bu görüşte: “Hollandalılar eskiden Kuzey Denizi’nin karşı kıyısındaki önemli bir deniz ve ticaret gücüydü; dolayısıyla Hollanda ile Britanya doğal düşmanlardı. İki ülkenin savaş halinde olmadığı zamanlarda bile İngilizler kaba deyimler uydurarak düşmanlarını ustaca zayıflatırlardı.”

Alkol sayesinde kazanılan sahte cesarete İngilizcede “Dutch courage” (Hollandalı cesareti) denir. “A Dutch reckoning”........

© Karar