Bu iş böyle mi olur
İlk ikisi akamete uğramış olsa bile, Üçüncü Çözüm Süreci toplumun genelinde temkinli bir memnuniyetle karşılandı. İşin başında milliyetçi fikriyatın siyasetteki temsilcisi olarak bilinen MHP lideri Bahçeli’nin yer alması güveni arttırdı. Önceki girişimlerde itirazcı ve hatta engelleyici rollerde olan MHP’nin bu sefer “çözüm” cephesinde olması müspet bir farklılık olarak görüldü.
Hatırlanacak olursa, iktidarın büyük ortağı ilk başta Bahçeli’nin çağrısına mesafeli durmuş, hatta “Bizim masamızda böyle bir konu yok” şeklinde açıklamalar yapılmıştı. Fakat ilerleyen sürede bölücü terör örgütünün silah bırakmasını hedefleyen girişime kamuoyundan gelen yüksek destek üzerine AK Parti cenahının da konuya sahip çıktığı görüldü.
Ne var ki sürecin ilk günlerinde yapılan “Karşı tarafın hiçbir şartı yok” açıklamalarından kısa bir müddet sonra “Sorunu çözmek için anayasayı değiştirmeliyiz” noktasına gelinmiş olması şeffaflık konusunda olumlu bir işaret değildi. Bilahare tepkiler üzerine bundan geri adım atılmış olsa da hedefin veya yöntemin veya her ikisinin birden belirsiz olduğuna, dolayısıyla bu işe hazırlıksız girişildiğine ilişkin kuşkular arttı.
Bugün de zaten Çerçeve Yasa taslağının meclise getirilmesi konusunda ortaya çıkan tartışmaların temelinde aslında Çözüm Sürecinin temelindeki zayıflıklar var. Öncelikle şeffaflık eksikliği meselesi. (Şeffaflık derken tabii ki her şeyin ulu orta yapılmasını değil, sürecin temel hedeflerini ve toplumsal meşruiyete ihtiyaç duyan kritik aşamalarını kamuoyundan gizlememeyi kastediyorum.)
Böylesine önemli bir girişim hakkında toplumun bilgilendirilmesinden imtina edilmesi bir yana, söz konusu yasa taslağının........
