menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Kaderimiz mi bu?

99 0
15.10.2026

Cumhuriyet bir asrı geride bıraktı; daha uzun asırlar yaşasın. O bir asırlık ömrün üç çeyreğini bizzat yaşamış, önceki bir çeyreğini de kitaplar yanında siyasete meraklı yakın çevresinden de öğrenmiş biri olarak, her dönemle ilgili tespitler yapabilecek durumda olduğumu sanıyorum.

Özellikle de her dönemin basına bakışı söz konusu olduğunda…

Her yıl ‘Gazeteciler ve basın bayramı’ olarak kutlanan günde doğmuş olmamın da bunda payı var.

Öyle bir gün doğmakla kaderimin ‘gazeteci’ olarak belirlendiğine inanırım.

Gazeteciler, 24 Temmuz’u, İkinci Meşrutiyet’in ilan edildiği ve o güne kadar sıkı biçimde uygulanan ‘sansür’ün kalktığı gün olduğu için kutluyor…

Tarih kitapları o tarihten hemen önceki uygulamaları basın açısından hayırla yad etmezler…

Sansür kalktı da ne oldu, basın özgürlüğe kavuştu mu?

Cumhuriyet’in hemen her döneminde gazeteciler ‘halkın haber alma hakkı’ olarak tanımlanmış görevlerini yerine getirmede zorluklarla karşılaştı. Mesleğin takdirle anılan isimlerinden cezaevleriyle tanışmayanı neredeyse hiç yoktur.

İsimler saymakla bitmez…

“Hiç mi istisnai bir dönem olmadı?” diye soracaklara kendi deneyimlerimden ve okumalarımdan hareketle vereceğim kısa cevap şu: “AK Parti iktidarının ilk birkaç yılı hariç…”

Çoktan ‘medya’ adını almış olan meslek alanı çalışanları o ilk yıllarda biraz rahat nefes alabildi.

“Yasakları yasaklama” kararlılığıyla iktidara gelen AK Parti konuyla özel ilgilendi ve bütün meslek örgütlerinin görüşlerini de alarak bir ‘basın kanunu’ çıkartmayı da başardı.

Benim gözümde asıl........

© Karar