menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Pekin modeli Brüksel etkisi ile buluşuyor

8 0
previous day

Uzun yıllar boyunca Avrupa ile Çin, kalkınma ve enerji dönüşümü konusunda birbirine rakip iki farklı modeli temsil etti. Avrupa; serbest piyasa, ortak kurallar ve çok taraflı kurumları temel alan bir yaklaşımı benimserken, Çin sanayi politikası, altyapı yatırımları ve üretim kapasitesine odaklandı. Avrupa’nın gücü, çoğu zaman küresel ölçekte benimsenen düzenlemeler üretmesinden kaynaklanıyordu; bu durum literatürde “Brüksel Etkisi” olarak anılıyor. Çin ise dünyanın üretim üssü haline geldi.

Ancak bugün bu ayrım giderek ortadan kalkıyor. Avrupa sanayi altyapısını yeniden inşa etmeye çalışırken, Çin uluslararası standartlar ve yönetişim mekanizmaları üzerinde daha fazla söz sahibi olmaya yöneliyor. Avrupalı politika yapıcılar Pekin’in sanayi stratejisini incelerken, Çinli liderler de Avrupa’nın yıllar önce öğrendiği önemli bir gerçeği fark ediyor: Kalıcı güç yalnızca teknoloji üretmekten değil, o teknolojileri yöneten kuralları yazabilmekten geçiyor.

Bu değişim, jeoekonomik gücün niteliğinde yaşanan dönüşümü de yansıtıyor. Artık belirleyici soru, kaynakları kimin kontrol ettiği, ürünleri kimin ürettiği ya da hangi teknolojide kimin önde olduğu değil. Asıl mesele, yeni enerji ve teknoloji dönüşümünün gerçekleşeceği değer zincirlerini kimin yöneteceği. Çünkü değer zincirleri yalnızca fabrikaları birbirine bağlamıyor; finansmanı, lojistiği, dijital altyapıyı, teknik standartları ve tüm sanayi ekosistemlerini de şekillendirerek ekonomik gücün nasıl kullanılacağını belirleyen çerçeveyi oluşturuyor.

Avrupa cephesindeki gelişmeler biliniyor. Çin’in temiz enerji teknolojilerindeki üretim üstünlüğü ve Avrupa’nın giderek artan dışa bağımlılığı karşısında Avrupa Birliği sanayi politikasını yeniden gündemine aldı. Sanayi Hızlandırma Yasası, Kritik Hammaddeler Yasası ve benzeri düzenlemeler, sanayi kapasitesiyle desteklenmeyen iklim hedeflerinin dayanıklılık değil, bağımlılık yarattığı gerçeğinin kabul edilmesinin bir sonucu.

Çin tarafındaki dönüşüm ise daha az dikkat çekiyor. Güneş panelleri, bataryalar, elektrikli araçlar ve enerji şebekeleri alanında dünyanın en büyük üretim ekosistemini kuran Çin, yalnızca üretim liderliğinin yeterli olmadığını görerek küresel kuralların oluşturulmasına yatırım yapmaya başladı. Bunun en somut göstergesi ise........

© Karar