Cumhurbaşkanı bu sesi duymalı
Geçen hafta Burgazada’da bir çay bahçesinde Heybeliada Sanatoryumuyla ilgili bir belgesel izlenmesine vesile oldu. Amaç, bu hastaneye yeniden sağlık işlevi kazandırmak için duyarlık, seferberlik yaratmak.
Önce kendimle ve adalarla ilgili birkaç söz:
Ada hayatına hep yakından tanık oldum. Büyükbabam henüz ben doğmadan emekli olunca kardeşlerinin Gevgili’den göçtüğü Büyükada’ya taşınmış. Bir ayağımız hep Büyükada’da oldu, ben çocuk ve gençken. Bir halam yıllar yılı bir dönem iskele girişinde bulunan Denizbankın müdiresiydi, diğer halam adanın ünlü Nevin öğretmeni, ilköğretim müdür muavini. Büyükada’nın bir zamanlar iner inmez insanı karşılayan pastane (tazep paskalya çöreği) ve tezek karışımı kokusu, hâlâ koku hafızamda nadide bir yer tutar. Dahası var. Borçlanıp harçlanıp aldığım ilk ev Burgazada’da oldu. 25 yıldır uzun yaz ve sonbahar aylarımı eşimle burada geçiriyorum.
Adalar, dev, gürültülü, koşuşturmalı bir metropolün yanı başındaki küçük dünya cennetleridir. Yemyeşil, sakin, arabasız cennetler. Burgazada’da yaşamış Sait Faik’in burada yazdığı şiirler boşuna cennet makamı tınısı vermez insana…
Gelin görün ki, o cennet yaz aylarında........
