Böyle olmamalıydı
Kürsüler barut fıçısı
-Kürsüler barut fıçısı. Cumhurbaşkanı bile “Özgür” diye hitap ediyor ana muhalefet liderine… Ben de “Ya o da ona Cumhurbaşkanlığını unutup “Recep” diye seslenirse kürsüden” diye hayıflanıyorum. Kaldı ki Ana muhalefet lideri de lafını esirgemiyor, “Senden korkan senin gibi olsun” türü bir sokak ağzına yöneliyor. Yaşanan süreçte Öcalan’a yönelik sımsıcak tanımlamaları ile sahne alan Devlet Bahçeli, Özgür Özel söz konusu olduğunda zehir zembereklere uçuyor.
Bilmem ki bu memlekette üzerlerinde yönetim sorumluluğu bulunanlara bir huzur mevsiminde “huzur iklimi” oluşturmak gibi bir görev düşmez mi? Bence o tür duyguların çok ötesine sevrulundu.
Yeni Adalet Bakanı’nın yüzüne bakıyorum, bütün siyasi gerginliği yüreğine taşımış bir sima var orada. Meclis’te yaşanan neydi öyle… Tam Ramazan öncesinde Akın Gürlek’i Adalet Bakanı yapmak, Ramazan’ı sükûnet ve huzur içinde yaşama arayışının uzantısı değildir herhalde. Akın bey ara sıra kendi görüntülerini seyretse fena olmaz derim ben.
-Ya sofralar… Ramazan evet oruçtur, imsaktır, yani ağzı, dili, gönlü tutmaktır, orası büyük iradedir, ama Ramazan aynı zamanda bir sofradır. İftarı ile sahuru ile… Evet iftar bir hurma ile de açılır, sahur bir tas çorba ile de tamamlanır, ama insanların buna “mecbur – mahkûm” hale geldiği bir ülke iklimi, Ramazan’ı bile huzursuz eden bir iklim olmalı.
İnsanlar “70 bilmem şu yaşıma geldim, böylesini görmedim” diye anlatıyor bu Ramazan’a girerken, hayatını cendereye sokan geçim meselesini… 30 bin........
