menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Adalet sınavı

159 0
10.03.2026

Dâvâ başladı. Ve gergin başladı. İlk günde redd-i hakim talebiyle…

Neresinden bakılsa Türkiye açısından zor bir dâvâ bu.

Her ne kadar iddianâme “suç örgütü liderliğinden yolsuzluğa – irtikâba, daha ötede “casusluğa” kadar ağır suçlamalar içeriyorsa ve Ekrem İmamoğlu’ndan bahsederken “şahıs” diyerek, Mahkeme Başkanı “Sanık Ekrem - Sen” gibi hitaplarla sanık sandalyesine düşmüş herhangi bir kişiye indirgiyorsa da, sonuçta orada, üç kere, hem de Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın bütün ağırlığını koyduğu seçimlerde, hem de eski Başbakan Binali Yıldırım ve eski bakan Murat Kurum’a karşı İstanbul halkının güvenini kazanarak belediye başkanı olmuş, sonra, en azından 15 milyon 500 bin insanın “Cumhurbaşkanı adayım” dediği, seçimlerde favori gösterilen, diyelim İnsan Hakları İzleme Örgütü (Human Rights Watch) raporunun , “Türkiye: Erdoğan’ın en güçlü rakibi hakim karşısında” başlığını attığı kişi oturuyor.

O İnsan Hakları İzleme Örgütü ne ki, kim ki, Batı dünyasının etki ajanlarından biri değil mi diye düşünecek olanlar da bilmeli ki, “İran’daki okul saldırısı savaş suçu olarak soruşturulsun” raporu veren kuruluştur o.

Bu dâvânın Türkiye’de “yargıya güven”in yüzde 20’lerin altına düştüğü günlerde ve bu dâvânın “siyasi niteliği” üzerinde oldukça geniş bir kamuoyu buluşmasının gerçekleştiği zamanda gerçekleşiyor olması da zorluğun bir başka unsuru.

Türkiye böyle dâvâlar yaşadı. Sonuçta siyasi bir dâvâ bu. İddianamedeki suçlamalar kürsülerde Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Cumhur İttifakı ortağı Devlet Bahçeli tarafından sahiplenilen iddialar. Bu sebeple dâvânın sağlıklı işleyeceğine dair kuşkular bulunduğunu bilmeyen yok.

Sonuçta Hakimler Savcılar Kurulu (HSK) Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın ve Meclis’teki İttifak çoğunluğunun belirlediği kişilerden oluşuyor.

HSK’nın şu andaki başkanlık makamını İmamoğlu........

© Karar