menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

SERVET, ŞÖHRET, ŞEHVET

32 0
17.08.2026

Çağımızın en büyük trajedisi, insanın teknik ve maddi imkânlar bakımından zirveye tırmanırken, ahlaki ve manevi derinlik bakımından dipsiz bir uçuruma sürüklenmesidir. İnsanlık bugün; servetin hırsa, şöhretin teşhir çılgınlığına, şehvetin ise gayesiz bir tüketim nesnesine dönüştüğü üçlü bir girdabın içinde bocalamaktadır. Modern dünyanın parıltılı ama kof yapısı, bireyi özünden, toplumu ise milli ve manevi değerlerinden kopararak yalnızlaştırmıştır.

Ancak tarih, teşhisi doğru konulmuş hiçbir toplumsal hastalığın tedavisiz olmadığını gösterir. İnsanlık bu çamur deryasına nasıl birbirini taklit ederek ve yozlaşmış örneklerin peşinden giderek battıysa; yine kendi medeniyet kütüphanesindeki şifaları hatırlayarak ve “örnek insan modellerini ihya ederek çıkacaktır

Günümüz insanının maruz kaldığı fetret devri, tesadüfi değildir. Bu üç olgu, doğru bir ahlak süzgecinden geçirilmediğinde toplumsal bünyeyi kemiren virüslere dönüşmektedir:

Parayı bir yaşam aracı olmaktan çıkarıp hayatın nihai gayesi ve bir güç göstergesi haline getirmek, “helal-haram” duyarlılığını ve paylaşma ahlakını yok etmektedir.

Dijital çağın getirdiği "görünmüyorsan yoksun" yanılması, insanları mahremiyeti çiğnemeye, yapay kimlikler edinmeye ve başkalarının takdirine muhtaç birer narsiste dönüştürmektedir.

Edep, haya ve sorumluluk duygusunun rafa kaldırıldığı, her türlü arzunun anında tatmin edilmesinin bir "özgürlük" gibi sunulduğu bu yaklaşım, aile kurumunu ve nesillerin emniyetini tehdit etmektedir.

Bu tehdit edici durumdan korunmak için; hafızamızı tazelemek ve köklerimizdeki hikmetle bugünü yeniden inşa etmek yeterlidir:

Taklitçilikten,........

© Karadeniz'de sonnokta